Narsist Kadınla İlişki

2 senedir narsist/muhtemelen
sosyopat birisiyle ilişki yaşadığımı son 6 ayda ancak fark ettim.  Kız arkadaşım 33 yaşında bir dans hocasıydı, ben de 32 yaşındaydım.  Dans kursunda tanıştık, kendi ayakları üzerinde durabilen, herkesin örnek aldığı, Türkiye şartlarında her kadının yerinde olmak istediği bir profildi. 


Arkadaşlığımız ilk önce derslerle ilgili bana belirli aralıklarla mesajlar atması ve akabinde aramızda samimiyet kurulmasıyla başladı. İş hayatımın çok yoğun olduğu ve ailemdeki bazı sıkıntıların arttığı bir dönemde benimle ilgilenen, dinleyen, yardımcı olan, yol gösteren bir kızın varlığı açıkçası bana güç ve moral veriyordu. 

İkimizin de kendi işyerlerimiz vardı ve gerek iş, gerek dans ve gerekse sporla ilgili bir çok paylaşım yapabiliyorduk. Ben spor yapan biri olduğum için alkol ve beslenmeme dikkat ediyordum, kendisi de sporcu yapısı olduğu için yeme içme zevklerimiz tutuyor, aynı şeylerden hoşlanıyorduk.  İlişki başlangıcında, belki de hayatımın en mutlu günlerini onunla yaşamıştım.  

İş çıkışında puba gider, alkol bile almadan soda içer, salata yer konuşacak paylaşacak bir şeyler bulurduk. Maddi yönden kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir imaj çizmesi de bana ayrıca çekici geliyordu. Yani benle para için birlikte olma durumu da yoktu. Demek ki bende bir şeyler bulmuştu. Belki de ruh ikizimdi, 2 aylık arkadaşlıktan sonra sevgili olmuştuk.  


Her şey resmen ışık hızında ilerliyordu. Daha ilk aydan benle evlenmek istediğini tatlı tatlı ima etmeler, aynı evde kalmalar, yurtiçi-yurtdışı tatillere çıkmalar, kahvaltı hazırlamalar, pahalı hediyeler, yoğun iş saatlerimizden fırsat bulup gün içerisinde yemek yemeler, arkadaşlarıyla tanıştırmalar, kahveler... 

Her şey ama her şey tam da istediğim, küçüklüğümden beri hayalini kurduğum gibi ilerliyordu. Sanırım hayatımın kadınını bulmuştum. Daha 2. ayda çocuğumuz olursa ismi bu olsun, şurada yaşarız, bunu yaparız gibi tozpembe hayaller kuruyorduk. Beni en çok etkileyen de kendi halinde ailesiyle mütevazi bir hayat yaşayan, sabah işe akşam evine giden, çizdiği iyi aile kızı imajıydı. 

İş çıkışlarında bile gittiğimiz yerlere eşofmanlarıyla gelmesi çok hoşuma gidiyordu. Doğallığı, sadeliği ve mütevaziliğine bayılıyordum. 2 ay gibi bir sürede ilişkinin bu boyuta gelmesi  bir yandan hoşuma gidiyordu, diğer yandan da içimden bir ses hızlı gittiğimi söylüyordu. Yine de beynim gözle görülen bir sorun olmadığı için tam gaz devam etmemi söylüyordu. 

Bu mutluluk 5. aya kadar tabiri caizse katlanarak arttı. Resmen bulutların üzerindeydik ikimiz de... 3.-4. ayın sonunda bile gün içinde onlarca mesajlaşma, konuşma sevgimizde en ufak bir eksilme olmadan, artarak ilerliyordu. Bir kez dahi tartışmamız olmamıştı. 

Peki bir erkek daha ne isteyebilir ki? Benle maddiyat için birlikte olmayan, hobileri, hayata bakış açısı aynı olan bir kadın, fazla bir beklentim yoktu..

4.aydan itibaren bana benle çok iyi vakit geçirdiğini ancak ailesinin ve etrafındakilerin beni bildiğini, yaşı ve sosyal statüsü gereği de sürekli ilişki yaşayan biri olmadığını, ailesinin bu konularda biraz tutucu olduğunu,  kısacası etrafındakilerinin benim niyetimi bilmek istediklerini paylaşmıştı. Onun tarafından bakınca bu bana özellikle de Türkiye şartlarında normal gelmişti, hatta içimden demiştim ki; işte çocuğumun annesinin karakterine yakışacak bir konuşma... Sevinmiştim. Ben de kendisine bugüne kadar kimseyle düşünmediğim kadar ciddi düşündüğümü, kafamda özellikle ailemle olan bir takım sorunları hallettikten sonra daha da mutlu olabileceğimizi belirttim. Ailemle 2 senedir aram çok kötüydü, ayrı evde yaşıyordum ve boşanma aşamasındaydılar. Çocuklarının evleneceği yaşta ben ailemin boşanma sorunuyla uğraşıyordum... Bu durumu düzeltmeden evlilik yoluna kendi başına buyruk girmem doğru olmazdı. Ne olursa olsun ailenin rızası alınmalı bana göre, sonuçta evlenen sadece 2 kişi değil, evlilik bir yandan da ailelerin birleşmesidir. Bu sorunu çözebileceğime inanıyordum ancak biraz zamana ihtiyacım vardı.  Bu durumu da kendisine izah ettim, o da her şeyi olgunlukla karşıladı, bunlar olağan şeylerdi ve umarım çözebilirdik...

Evlilik konuşmaları sıklaşmıştı ve nihayetinde 5. ayda niyetimi belli etmek için kendisine evlenme teklifi ettim. Bu aşamadan sonra filmde kopukluklar olmaya başladı. Sanki tuzağa düşmüştüm, yüzük yerine kendime tasma takmıştım.


Teklifi ettiğimin ertesi günü anne babamın ne zaman gelip kendisini isteyeceğini, yaz sonuna kadar nişan, yıl sonuna kadar da düğün istediğini emrivak-i bir şekilde söylemesiyle sanki karşımda yabancı biri varmış gibi hissettim. Sanki kendisiyle daha önce bir şeyler paylaşmamışım, ailemdeki durumdan haberi yokmuş gibi böyle bir üslupla sorması çok garibime gitmişti. Bir ay geçtikten sonra erkek kardeşi gelip, ailemdeki sıkıntıdan dolayı anne babam olmadan da, gerekirse amcam veya dayımı alıp kardeşini istemeye gelebileceğimi söyledi. Hayatımda duyduğum en saçma konuşmaydı.  Artık kafamda sorular iyice artmaya başladı. Acaba her şey evlilik için bir oyun muydu? Ama bu nasıl olabilirdi ki? Evlilik için bir araç mıydım acaba?.  Bana göre evlilik bir ilişkinin sonucu olmalıydı, amacı değil. 

Kendi tarafımda yaşadığım, sonuçta gelin gireceği bir ailedeki  bu soruna ilgisiz kalması, bende hiç empati yeteneği olmadığını hissettirmeye başlamıştı. Ona göre kendisi çok iyi bir eğitmen olduğu için asla empati yeteneğinden yoksun olamazdı, bir keresinde bunu kendisine söylediğimde anlamsız abartı bir tepki vermişti. Eleştiri kabulü yok. Eleştirilmek ciddi bir öfke nedeni hatta. İstemediği bir tavır geliştirdiğinizde ya da düşünce beyan ettiğinizde inanamayacağınız tepkiler verebilirler. 

Önceden her şeyi biz olarak yaparken 6. ayda ben bunu istiyorum, ben burada gitmek istiyorum kısacası sürekli “ben" ile başlayan talepleriyle karşılaşmaya başladım. Önceleri bunun basit bir ego sorunu olabileceğini düşünüyordum. Bitmek tükenmek bilmeyen arzularını doyurmak mümkün değildi. Her zaman daha fazlasını ister, karşılığında hiçbir şey yapmaz, kayıtsız kalırdı. 50 çift ayakkabısı varsa gider 51.yi alırdı, sonra giymeden başkasına verirdi. Kendim kazanıyorum istediğimi alırım mantığıyla savurganlığının sonu yoktu. Saçma sapan bir marka takıntısı da sonradan ortaya çıktı, markası yazsın pazardan olsun fark etmezdi.


Pub'da salata yediğim kız, soda içip eğlenebildiğim kız , çok yoğun çalıştığını alkol almadan rahatlayamadığını, çıkıp mutlaka bir şeyler içmemiz gerektiğini, alkolsüz ortama gitmeden stres atamadığını açık açık yüzüme söylemeye başladı. Pub'da başlayan ilişki dayıların gittiği meyhanelerde devam ediyordu. Birkaç ay öncesini kendisine hatırlattığımda ise "O zamanlar öyleydi" deyip basitçe baştan savma yapıyordu. Ben de sonuçta belirli aralıklarla alkol alan biriyim, belli bir alışkanlığım yok ama yine de ona anlamaya çalıştım.

Günler geçtikçe yeni huyları da gün yüzüne çıkmaya başladı. İlişkinin başlarında bir cafede oturup kahve içtiğim, birlikte doğa yürüyüşlerine çıkarak güzel vakit geçirdiğim kız, Kıbrıs'a kumara gitmeyi teklif etti, gittik fazla bir şey kaybetmedik ama içinde kumarla ilgili bir düşünce olmasını benim çocuğumun annesi olmasını istediğim kişiye yakıştıramadım. Ona göre sadece bir iki kol çekip, tatil yapıp geldik.  Başka bir tatil planında kumarbaz insanlar olması yerine farklı bir hotele gitmek istediğimi belirttim ve oraya gittik. Tabii ki memnun kalmadı. Niye 5 yıldızlı otele gitmiştik, diğer oteller Delüx'müş, bizim burada ne işimiz var diye yine ihale bana kalmıştı.

Benim doğal güzelliğine vurulduğumu belirttiğim kız, sonradan botoxa gitmelere, kirpik taktırmalara, silikon yaptırsam nasıl olur muhabbetlerine başlamıştı. Yani ilk başta bana kendini tanıttığı kız profilinin tamamen zıttı biri karşımda duruyordu. Ve ona göre bunlar hep normaldi, değişen sadece bendim.  Zamanla görünen güçlü kız imajı, yerini sosyopat/narsist, histerik, saplantılı biri yerine bırakmıştı.


Bir gece bende kalırken, telefonuna baktım, elim nereden gitti bilmiyorum ama Whatsapp’ındaki engelli kişilere baktım. Numarası 5 senelik bir numara olmasına rağmen belki de 50’den fazla engelli numara vardı. Bu nasıl olabilirdi ki? İşten eve-evden işe giden, kendisini ailesine adayan bir kızın telefonunda hepsi de erkek olan, resmen instagram abazası tipinde 50 küsur engelli kişi? Bu kızın onlarla ilişkisini bırak, iletişime geçebilmesine dahi imkan vermezdim ilk başta. 

Birlikte gittiğimiz yemekler, planlar hep kendi isteklerine göre şekillenmeye başlamıştı. Sosyal medyada arkadaşının gittiğini gösterdiği bir yere biz de gitmeliymişiz, giderdik, instagramda paylaşımını yapar, storysini atar, iki kelime düzgün konuşamadan yemek biterdi. Oysaki ilk günlerimizde bir yere gittiğimizde güler eğlenir, kendimize güzel anılar hatıralar bırakırdık ama şimdi her şey ifşa edilmeye sadece gösterişe dönüşmüştü, bu o değildi olamazdı. Sürekli dinleyen kişi olmak zorundaydım artık, sürekli anlayış göstermek zorunda olan taraftım. 


6.aydan sonra onun tarafından evlenme baskıları daha da artmaya başladı, üzerimizden kuş uçsa konu evliliğe geliyordu. Evlilikten korkan biri asla değilim, Hele ki ailesinde sorun yaşayan, mutlu bir evliliğin olmadığı bir ailede büyüyen biri olarak daha da çok özlem duyuyordum evliliğe. Ama başta bana kendini apayrı bir kız gibi tanıtıp sonradan amacı sadece evlenmek olan, evliliği bir sosyal statü atlama aracı gören, türlü huyları ortaya ona çıkan biri vardı karşımda. Beni de resmen instagram’a bol bol resim atabileceği bir kurum olarak görüyordu. Bu süreçte kendimi resmen damızlık at gibi görmeye başlamıştım.

Karşılıklı konuşmalarınızda da derin bir dengesizlik vardı. Hatta karşılıklı konuşamıyorduk; sanki o sahnede, ben ise bir seyirci gibiydim. Bir konu açsam bile, alakasız bir konu hakkında onu dinliyor olarak bulurdum kendimi. Zaten söylediklerime de pek dikkat etmiyordu  Narsistin sizi gerçekten dinleyeceğini sakın sanmayın. Onunla bir şey tartışmak da mümkün değildi. Konuşmama fırsat vermez. Konuşmanın yönünü kendisi belirler, ters giden bir şey olduğunda beni konuşmayı yanlış tarafa yönlendirmekle suçlardı.

İlk başlarda kendisinin bana dinlettiği şarkıcıların yeni albümü çıktığında, ben açtığımda müzik zevkimin hiç iyi olmadığını, bu şarkıcıları nereden bulduğuma anlam veremediğini söylüyordu. Oysa şarkıcı aynıydı, değişen sadece yeni albümündeki yeni parçalardı. Aslında o şarkıcıyı bana kendisinin ilk kez kendisinin dinlettiğini hatırlamayı bırak, şarkıcının kendisini bile bilmiyordu. İlk zamanlarda bana izlemem için film tavsiye eden ya da sinemaya gitmek isteyen kızın aslında sinema kültürünün sadece google’a "en iyi filmler” yazmak ibaret olduğunu fark ettim. Görünürde son derece zeki ve kültürlüdür; ama biraz derinlere indiğimde her şeyin blöf olduğunu keşfedebiliyordum. 


Onunla geçen süreçte fark ettim ki arkadaşlarımdan da koparılmıştım ama nasıl olmuştu bu anlamıyordum? Evlenme teklifini ettikten sonra arkadaşlarım şakayla karışık gelini düğünde göreceğiz herhalde demeye başlamışlardı. Arkadaşlarımla görüşmeye götürmek istediğimde ya bir işi vardı, ya yorgundu ama 6 ayda hiç bir şekilde tanıştıramamıştım.


Planları hiç bir zaman tutmuyordu. Mesela film izlemeye giderken kendimizi alakasız bir yemekte bulabiliyorduk. Ben ise asla önümü görmeden, nereye gideceğimi, ne yapacağımı bilmeden yola çıkan biri değilim. Belki son anda yapacağım ama bir planım olacak ve yola çıkacağım. Evlilikte de böyle planımı oluşturmuştum, benim için daha büyük sorunları çözdüğümü düşündüğüm halde onun o hiç anlayamadığım tutarsızlıkları bütün kafamı allak bullak ediyordu, nereye gideceğimi göremiyor gibiydim. Ona bıraksam kendimi diyordum, sonunda sadece egolarını beslerken buluyordum kendimi. 

İlk zamanlar kendimi sorguluyordum, kendimi suçluyordum. Gaslighting'i esrarengiz bir biçimde ustaca uyguladı. İlişkinin 7. ayında bir gün konu yine evliliğe geldiğinde benim kendisinin vaktini çaldığımı, istese başkasıyla yarın evlenebileceğini, peşinden bir sürü kişi koştuğunu, onu oyaladığım gibi beni çileden çıkaracak bir sürü şey söyledi ve ayrıldık tabi. Bana göre sevginin alternatifi olamazdı, ama kendisine göre varsa yolu açık olsun dedim ayrıldık. Hem evlenecek kadar seviyorsun, hem de istediğin zamanda istediğin olmuyor diye ayrılmayı göze alıyorsun? Bu iki şey normal insanda nasıl olabilirdi? Mutlaka bir yerde sorun olmalıydı. 

Peki ama ne değişmişti ki sadece onun istediği zamanda olmuyor diye mi bunlar olmuştu. Yoksa hata bende miydi, yada maskesi düşünce evlilik bahanesine mi sığınıyordu. Kendisi özgüven zedeleyip beni kendimden şüphe edecek duruma getirmekte ustaydı.

Şiirsel bir dili vardı. Sözcükleri çok ustaca kullanır, insanları konuşmalarıyla kendine hayran bırakacak kadar iyi iletişim kurabilirdi. Bunun gibi en az 10 ayrılık olmuştu. Son 1 senemiz sadece saçma sapan ayrılıklarla dolu, resmen çöpe dönmüştü. Alakasız bir sebepten dolayı ayrılıp saçma sapan git geller. Daha önce hiç bu şekilde ilişki içinde bulunmamıştım. Bittiyse bitmişti. Ama bunda bir şey vardı, kendisiyle derhal evlenmiyorum diye bir kişi bu kadar değişemezdi bu bir kişilik sorunuydu kesin, başka bir açıklaması olamazdı. Geri dönüşlerde de değişmiş gibi olur, severmiş yapar ancak bu değişim kısa süreli olurdu ve sonra acısı daha da fazla çıkıyordu. Her olayda kendisi her zaman haklıydı, sorun benden kaynaklanıyordu.  

Ben her ayrılıkta durumumu kendi içinde analiz etmeye çalışırken, o ise aynı zamanlarda hep rakı balık alemleri, arkadaşlarıyla günümü gün ediyorum paylaşımları, beni instagram’dan engellemeler, alakasız instagram abazalarını eklemeler... 

Bir iki hafta geçtikten sonra alakasız bir mesaj atıp tekrar geri gelirdi. Özellikle de çocuksu konuşma ve mimiklerle çok kolay beni geri elde edebiliyordu. Ayrılıklar hiç olmamış gibi barışmanın en başı mutluluk, kısa bir süre sonra tekrar o tanıyamadığım yabancı kızın ortaya çıkması... 

İlk sene doğum günümde gece 12’de pastayla kapıda olan bana harika bir doğum günü yaşatan kız, ertesi sene doğum günümü bile unutacak kadar değişmişti, başka biri oluvermişti. Sabah türbe ziyareti yapıp paylaşıyor, akşam rakı masasında kadeh tokuşturarak paylaşımlar yapıyordu. Bu normal insan karakteri olamazdı, hele benim başında tanıdığım kız asla değildi. 

Ondaki bu değişimleri anlamlandırmaya çalışırken bir yandan da ailemle ilişkilerimi toparlamaya çalışıyordum. Annem yurt dışındaydı geri geldi, boşanma sorununu çözdüm, tekrar bir arada yaşamaya başlamışlardı. Sonunda ailemdeki sorun çözüldüğüne göre artık evlilik için önümüzdeki engel de kalkmıştı. Onu ailemle tanıştırmak için bir gün yemeğe çıkarmayı planladım. Bunu kendisine söylediğimde buna gerek olmadığını, ailemle değil benimle evleneceğini, bunun gereksiz bir plan olduğunu söyledi. Şok olmuştum. İlk aylarda bunu kendi isteyen kız her şeyde olduğu gibi bu konuda da 180 derece dönmüştü.

Kişilik problemi olduğundan artık neredeyse emin olmuştum. Başlangıçta egodur vs diye düşündüğüm sorunu meslek profesyoneli değilim ama bence daha ciddiydi. Bipolar mı borderline mı histrionik mi derken bir gün internette sitenizle karşılaştım. Bütün veriler narsistle birebir uyuyordu, ilk başlardaki tutumundan, ilerideki değersizleştirmelerine kadar. Sosyal medyadaki davranışları gerekse dünyanın etrafında döndüğünü sanmaları, gidip bir şey yokmuş gibi geri gelmeler hepsi birebir örtüşüyordu. 

İlk başlarda benim bulutların üstünde hissetmemi sağladığı şey tam bir love-bombingti , tamamen beni aynalayıp çok iyi analiz ederek hayallerimi, beklentilerimi öğrenip, resmen kendisine bağımlı hale getirmişti. Roller coaster'ın tepesine çıkarıp sonra yavaş yavaş aşağıya salma durumu. İstediğini elde edene kadar rolünü aylarca belki yıllarca sürdürebilirdi ve belki birkaç dakika içinde sonlandırabilecek güce sahipti. Karşıma dünyanın en muhteşem aşığı kılığında çıkmıştı, aklımı başımdan almıştı. Hayatımda hiç bu kadar sevilmediğimi, bir daha kimsenin beni bu kadar sevemeyeceğini, filmlerdeki aşkı bulduğumu düşünmüştüm. Ama ne yazık ki bu bir paket program. 


Ben bu durumun farkına ilişkinin son 6 ayında varabildim. Soruna bilinçli şekilde yaklaşınca daha az acı çekmeye başladım. Artık ayrılıp barıştığımızda dahi ne zaman, neden dolayı tekrar ayrılabileceğimizi bilerek başlıyordum. Son ayrılığımızın üzerinden yaklaşık olarak 3 ay geçti. Bu süreçte artık bilinçle yaklaşıp bütün gardımı almalıydım. Geri dönmemeliydi, bütün geri dönüşler daha yıkıcı olup resmen kendimi tüketmiş hissediyordum. Bana ulaşıp aynı şeyleri yaşamamalıydım. 


Bu kişilerle ayrılık normal insanların yaşadığı ayrılığa benzemiyor. Her ayrılıkta fiziksel ve mental olarak çok yıkıcı bir süreçleri oluyor. Sevgileri de aşırıdır, sevgiyi sunuş halleri de, gidişleri de.  İnsanlarda bağımlılığa benzer semptomların gelişmesine neden olurlar. Bir hafta içinde 5-6 kilo verebilecek kadar çökebiliyordum, hayatımdaki bütün enerjiyi resmen emiyordu. Sanki içi boş bir organizmaydı, tekrar gelip enerjimi emip gidiyordu.

Ayrılık süreçlerinde bana onun hissettirdiklerinin normal bir insan tarafından hissetirilemeyeceğini, onun bir kişilik sorunu olduğu artık biliyordum. Bu siteyi okuyup, böyle durumla karşılaşanın  sadece ben olmadığımı gördüm ve benzer tutarsızlıkları okumamla birlikte yalnız olmadığımı anladım, bu bana güç vermişti. Artık ondan kurtulmam gerekiyordu. 

Ayrılık durumlarında yabancı kaynaklarda tavsiye edilen ilk şey NO CONTACT'ti. Bütün sosyal medya, whatsapp, telefondan numarası engelleme, ne varsa her yolu kapattım: Her yerden engelli (operatörden dahil). Kendinizi bir narsisten korumanın en iyi yolu onu görmezden gelmek, onunla her türlü teması ve irtibatı reddetmektir. 

NO CONTACT uygulamadan yapılan her şey boşa kürek çekmek olur. Önceden ayrılıyorduk ancak kapılar açık olduğu için bir yerden ne yapıp edip girip yine kendini affetiriyordu. Ben de aynı şekilde bazen dayanamayıp mesajlar atıyordum ancak bu hiç bir şey değiştirmiyordu, sonra yine sebepsiz yere ayrılıklar yaşıyorduk. Maskesini koruyamıyordu, maske düşünce de evlenmediğimizi bahane edip yine ayrılıyorduk. Onunla çoğu zaman sorunun neden sorun olduğunu bile anlamıyordum. Aramızda bir sorun yokken en mutlu günümüzü bir anda kabusa çevirebiliyordu. Özellikle alkol aldıktan sonra maske daha çabuk düşüyordu.


Çok sevmeme ve bağlanmama karşın artık hiç görüşmüyoruz. Başka evli adamlarla olan ilişkilerini (evliliğe çok değer veren kişi başka kadılarının kocalarıyla birlikte??) öğrendiğimde benim de ruhumda sıkıntılar oldu. Çünkü insanlarla iletişimimde yalan söylemeyen hele hele yakın ilişkilerimde son derece şeffaf bir insan olduğumdan bu arkamdan oynanan tiyatroyu anlayınca canım daha da çok sıkılmıştı. 

Daha sonra onu hatırlatan onun aldığı ya da beraber aldığımız ne varsa ya birilerine verdim ya da attım. Onun bana yaşattıklarını, hissettirdiği olumsuz şeyleri liste halinde telefonuma kaydettim. Aklıma geldikçe bu liste uzadı gitti, aslında en başından beri uzaklaşmam için o kadar çok neden varken ben resmen gözleri perdeli gibi hala onunla ilişki yaşamaya çalışmışım. Bazı zamanlar geldi sanki içime yumruk oturmuş gibi hissediyordum uyandığımda ya da gece yarıları rüyamda görünce, bu yazdığım listeyi okuyordum. 

Ayrıca spora daha çok vakit ayırmaya çalıştım elimden geldiğince  koştum,  spor salonuna gittim, bisiklete bindim. Yeri geldi yaşadığım yerden bunaldım, kısa süreli, tek başıma tatillere çıktım.  İlk 1-2 ay iyileşme sürecinde biraz sancılı geçti ama sonra ayağa kalkma süreci, o gözündeki perde indikten sonraki kendini fark ediş süreci hiçbir şeyin insanın kendisini üzmeye değmeyeceğini öğretti bana.  

Alışkanlarımı değiştirdim, yeni kitaplar, yeni mekanlar, yeni diziler...  

Aynı durumu yaşayan insanlara tavsiyem onunla olan hikayenin mutlu bir sonu olmadığını kabul etmeniz. Mutlu son yok ve ne yaparsanız yapın olmayacak. Bunu kabul edin, kafesten çıkın ve kendinizi kurtuluşunuza hazırlayın. Bir narsiste zarar vermek istiyorsanız onu “hiç” yapın ve arkanızı dönün gidin. 

Yapabileceğiniz tek şey kendinizi tekrar kazanmak. Asla intikam tuzağına düşmeyin. Narsistler kendilerinin narsist olma ihtimallerini asla kendi kendilerine dile getirmezler, o yüzden bunu onunla paylaşıp acaba iyileşir mi umuduna kapılmayın, giden yine sizden gidecektir. Samimi bir özür beklemeyi bırakıp kendinize dönün . Çünkü beklediğiniz yerde samimiyet de pişmanlık da nörolojik olarak mümkün değil. 

O sizin hayatınızda bir tümördü ve başarılı bir operasyonla sizden alındığı için artık mutlu olabilmelisiniz.

SONRAKİ HİKAYE

Yorumlar

Popular Posts

Gerçek Hikayeler

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?