Bir Narsistten Boşanmak


Benim narsisizmle yolculuğum yaklaşık beş sene kadar önce başladı. Hayatımın çok bitik bir zamanındaydım. Uzun süreli bir ilişkiden yeni çıkmıştım ve çok aşık olduğum bir adamdan tam evlilik öncesi erkek tarafının isteği üzerine ayrılmak zorunda kalmıştım. İyi bir işim ve iyi bir ailem olmasına rağmen hayatımın bu döneminde kendimi oldukça güçsüz hissediyordum. Derken narsist karşıma çıktı… Bütün hayatımı değiştirdi.

Beni ilk gördüğü andan itibaren peşimden koşan biriydi. Bir daha mutluluğu yakalayamam artık diye düşünürken bir anda karşımda güçlü kollarıyla dikilip her şeyi yoluna koyacağını söyleyen bir adam bulmuştum. Hatta ileri gidip bana onu unutturacağını bile söylüyordu. Kafam çok karışıktı. Ona evet demekle dememek arasında gidip gelirken o kendinden emin bizim evleneceğimizi söylüyordu. Yine de bunu istemedim ve kendisini jestlerine ve ısrarlarına rağmen reddettim. Ta ki ortak arkadaşımız üç dört ay sonra tekrar bana onun kimse ile yapamadığını, bizi tekrar görüştürmek istediğini söyleyene kadar. Ben de bir denemeye ikna oldum, evet dedim ve görüşmeye başladık.

Kendisi aslında sevgililik anlamında kriterlerime hiç de uymayan birisiydi. Ben akademik başarıları olan, kitap okumaktan, kültürel geziler yapmaktan hoşlanan biriydim. O ise kırsalda yaşayan, bir fabrikada iyi bir ücretle çalışan bir işçiydi. Buna rağmen kendisini çok iyi pazarlıyordu.

İlişkimiz başladıktan sonra ilk zamanlarda her şey çok güzel gitti. Evlilik öncesinde bir sene görüştük. Bana karşı her zaman çok kibar ve nazikti. Romantik jestler yapar, bana kendimi özel hissettirirdi. Gitgide ona alıştım. Ancak başta evlenme isteği ile yanıp tutuşan adam bir süre sonra asla evlilik lafını gündeme getirmez oldu. O evlilikten uzaklaştıkça ben her ne hikmetse daha çok evlilik ister hale geldim. Aslında evlilik meraklısı da değilim ama beni o hale soktu.  Ailem de onunla evlenmeme sıcak bakmıyordu oysa ama bir şekilde beni o noktaya getirdi.

Sonunda benim tayin olayım da gündeme gelince artık ite kaka evlenmeye karar verdik. Bu süreçte defalarca gitti geldi, kararsızlık yaptı, önce ailemle tanışıp sonra vazgeçti, sonra tekrar geldi… Sonuç olarak bana evlenme teklifi dahi etmedi ancak nişanlandık. Nişanlılık sürecimizde ben kendimi iyice onun ellerine bırakmıştım. Artık beni kaybedeceğine dair bir korkusu da yoktu. Arabamı satacağını, ev alırken arabamla telefonumu vererek peşinat yapacağını filan söylüyordu. Sonra ne diyorsun deyince de şaka yaptığını söylüyordu. Meğerse bunlar hep küçük ama kötü adımlarmış, sonradan fark ettim.


Aynı eve girdikten sonra her şey onun istediği gibi olmaya başladı, korkmaya da başlamıştım zaten. Evlenmeden önce bana karşı inanılmaz anlayışlı, zarif, sakin olan adam eve girmemizle birlikte para hesabı yapan, saldırgan, küfürbaz, herkesten beni tecrit eden birine dönüştü. Şiddetle muhatap oluşum ise evliliğimizin ilk haftasında başladı. Kendisi balayımızda iki kahvaltı üst üste “ev ekonomisi” konusunda benimle konuşmaya çalıştı, ben de evliliğimizin daha başında olduğumuzu ve birkaç ay sonra gelir gider dengemizin oluşması ile bu hesabın yapılabileceğini söyledim. Tabii anlamadı ve kızdı. Ben de “Balayında seninle bunu konuşmayacağım, iki güzel şey söylesen.” diyerek masadan kalktım ve odama gittim. Odaya girerek üzerime saldırdı, beni oradan oraya savurmaya başladı (Bunu evliliğimiz boyunca gerek sokakta saçımı çekerek, sürükleyerek, gerek evde boğazımı sıkarak ve fırlatarak, gerek eşyaları fırlatıp beni ürküterek, bıçak çekerek defalarca kez yaptı.) Ne olduğunu anlamamıştım, çünkü daha önce böyle bir şiddetle muhatap olmamıştım.

Bir gün eve geldiğinde bütün dolaplardaki ütülü çeyizleri fırlattı. Gömlekleri yerlerden alarak “Bunları ütüleyeceksin. Sürekli gezmek istiyorsun, senin görevin artık benim mutluluğumla mutlu olmak, bu gömlekler ütülenmeden bu evden çıkılmayacak.” diyerek boğazıma yapıştı ve boğazımı sıktı. Şok olmuştum, ağlamaya başladım. O sırada evden kaçmayı düşündüm ama evlilik sürecinde narsist ailemle ipleri gerdiği için aileme de gidecek yüzüm yoktu. Kalıp gömlekleri ütüledim ama o an evliliğim boyunca hiç aklımdan çıkmadı…

Kendisinin fiziksel şiddete kolaylıkla başvurabileceğini gördükten sonra ben de çok üstüne gitmemem gerektiğini anlamış oldum. Böylece güç ilk andan itibaren onun eline geçti.

Sabah kahvaltısında yemek hazırlamaya geç kalınca küfürler, hakaretler peşi sıra geliyordu. Olur olmaz her şey için beni sürekli ağlatıyor ancak beni üzdüğü için asla özür dilemiyordu. Her konuda benim yalvarıp özür dilemem gerekiyordu. Çocuk istemiyor, ben bu durumu kabullenince vazgeçiyor çocuk yapalım diyordu. Sonra tekrar başa dönüyorduk.

Her hafta sonu ailesine ziyarete giderdik. Beni onlarda bırakıp, kendisi köyünde istediği gibi dolaşırdı. Benim ise evden habersizce çıkmam bile sorun oluyordu. İlişkimizin ilk zamanlarında ben kendisini evlenecek biri olarak görmediğim için önceki ilişkimden bahsederken birliktelik yaşadığımızı söylemiştim. O zamanlar bunu kabul etmemiş gibi de durmuyordu, kabul etmiş gibi de davranmıyordu. Ama evliliğimiz sürecinde bana bunun bir eksiklik olduğunu sürekli hissettiriyordu. Her şeyin hesabını soruyordu. Her zaman suçluydum. Benimle bazen durduk yere aylarca konuşmazdı. Yalvar yakar ne istediğini sorduğum zaman “Git düşün. Ne istediğimi bulacaksın.” derdi. Aptal gibi “Bulamadım.” dediğimde de “İyi düşünmemişsin demek ki. Git biraz daha düşün.” diyerek sanki çocuğuna davranan bir baba gibi konuşurdu. Kendimi onunla olan ilişkimde genelde çocuk rolünde görürdüm. Çünkü bana sürekli ebeveynlik taslıyordu. Düşüncelerimi sormadan abisi, ablası ya da arkadaşları ile bir şeylere karar verirdi. Ben etkisiz elemandım.

Başlarda bana sürekli abisinin içgüveyi gibi olduğundan, yengesinin abisini ezdiğinden bahsediyordu. Gerçekten de benzer şeyler oluyordu, yengesi bizim yanımızda abisine sürekli bağırıyordu, evlerine yengesinin ailesi sürekli gidiyordu. Abisi gibi olmak istemediğini sürekli beyan ettiğinden ben de bunun onda travma olduğuna inanmıştım. Tuhaf davranışlarının nedenini hep buna bağlıyordum. Bir nevi kendimi kandırıyormuşum aslında. O ise ben empati kurup onu anlamaya çalıştıkça davranışlarını daha da çok abartıyordu. Araya birilerini sokayım belki düzelir dedim. Halamı severdi onunla konuştum, abisini dinler diye onunla konuştum. Olmadı, olmadı... Bizimle ilgili bir şeyler bilmediğini düşündüğüm abisi ablası annesi bu arada meğer her şeyden haberdarlarmış. Daha neler neler… Ama burada önemli olan şey onunla asla iletişim kurulmaması ve her ne olursa olsun onun haklı olması. Asla empati kuramıyor ve beni üzmekten asla pişman olmuyordu.

Ailemden nefret ediyordu. Nedeni de ilk zamanlar nişanda yaşanan bilezik gerilimiydi. “Tek bilezikle nişana gelme bari elindekini ikiye böl de iki adet görünsün. Sana laf gelmesin.” demem sorun oldu. Gerginlikler bitmedi. Ailemin yaptıklarını yapmamışlar gibi kendi ailesinin yapmadıklarını ise sanki çok şey yapmışlar gibi görüyordu. Giderek suçlamaları yoğunlaştı ve en sonunda ailemle görüşmemi yasakladı. Aylarca aileme görüşemedim. Eğer görüşürsem beni boşamakla tehdit ediyordu. Bir gün artık dayanamadım ve ailemi çok özlediğim için gizlice onlarla buluştum. Bu sıralarda telefonuma benden habersiz takip uygulaması kurduğunun farkında değildim. Bu uygulama ile ondan habersiz dışarı çıktığımı fark etti ve sonrasında kıyameti kopardı. Aileme beni rezil etmek için evlerine gelip “Kızınız kocasından habersiz işçilerin olduğu yerlerde geziyor.” diyerek hakaretler etti. Oysa o dediği konumda ailemle görüşüyordum…

Kendi ailesi sürekli içimizdeydi ancak evde her akşam istisnasız benim ailemi kötülerdi. Bir seferinde doğum günümü kutlayacaktık. Huzursuzluk çıkmasın diye oraya da ailemi çağırmadım. Bu sefer de mekanda insanların içinde içki içip rezillik çıkardı. Ben içki kullanmamama rağmen eve dönüşte arabayı sürmeme de izin vermedi ve kaza yaptık. Allaha şükür ki ucuz atlattık ama daha kötüsü de olabilirdi. Eve döndüğümüzde kuzenimin ve babamın doğum günüm için attığı mesajlara sinirlenip kavga çıkardı ve yüzüme tükürüp tekme attı… Bir doğum günümü de böylece rezil etmiş oldu. Doğduğuna pişman etmek istercesine, her özel günde, her tatilde, mutlu olunması gereken tüm zamanlarda yaptığı gibi…


Küçükken  içler acısı sürekli hasta bir anne ile para odaklı bencil bir baba ile büyümüş. Babası tarafından sürekli aşağılanan (hala öyleydi) ve sürekli babasının onayını almak için yaşayan biriydi. Böyle bir aileye sahip olmanın kendisine psikolojik olarak oldukça zarar verdiğini düşünüyorum. Her şeyi çıkar ilişkisi olarak algılıyordu. Zamanla onun içinde hiç bir manevi his barındırmadığını anladım. Benim gibi manevi doyuma odaklı biri için bu kadar maddeci bir adamla olmak o kadar zordu ki. Yine de ayrılamıyordum. O kadar çok kızıyordum ki kendime. Aralıklı pekiştirmelerle beni sevdiğini, birlikte iyi bir takım olduğumuzu söylüyordu. Bunlar da bana onunla ilgili yanlış düşündüğümü hissettiriyordu. Belki kurtarabiliriz belki böyle yaparsam olur, şöyle yaklaşırsam düzeltiriz diye diye üç buçuk sene debelendim bu berbat ilişki içinde.

Bu süreçte eşim beni hasta olduğum gerekçesi ile psikiyatriste gönderdi. Doktorla yaptığım görüşmede eşimin rahatsız olduğuna dair doktorda bazı düşünceler oluştu, doktor eşimi görmesi gerektiğini, eşimin öfke kontrol problemi olduğunu, benim eşimle ailem arasında kaldığımı, eşimin baskıcı tavırlarından bir an önce kurtulması için bir yardım almasını, kendisinde kişilik bozukluğu olabileceğini, benim gayet sağlıklı olduğumu söyledi. Kendisine bunları söylediğimde itiraz etti ve doktora gitmeyi kabul etmedi. Kendisinde hiçbir sorun yoktu ona göre.


Yaşadığımız ilişkide dokunmak, sarılmak, güzel sözler de çok çok nadir görülüyordu. Zamanla ilk başlarda iyi giden cinsellik de bitti. Son süreçte beni  cezalandırmak için elli gün yatak bile ayırdı! Buna inanamıyorum hala, bir erkek nasıl olur da bunu yapabilir? Ki ben eli yüzü düzgün oldukça hoş ve güzel bir kadınım. Buna rağmen benden uzak durdu ve yakınlaşma isteklerimi de geri çevirdi. 

Şu sürekli bahsedilen aldatma olayı hakkında ise bilgisizim. Bu hastalıkta bunun çok bilindik olduğunu herkes yazmış. Ancak bizim ilişkimizde benim dışımda başkası ile  ilişkisi var mıydı bilmiyorum. Hiç yakalamadım, o konuda günahını almak istemem. Ama son zamanlarda bana abisinin yanında “Daha ne yapmam lazım, seni aldatayım mı?” demişti. Zaten bana davranışlarında da o kadar değersizleştirici davranıyordu ki aldatma başlamış olabilir belki de. Fikrim yok.  

Benim onda gözlemlediğim genel olarak paradan başka bir şey onu pek mutlu edemiyordu. Dini imanı paraydı çünkü para eşittir güç mantığını oturtmuştu beyninde. Kendi keyfi gelince harcar, bana gelince her şeyden kısardı. Evimize masraf olur diye perde ve halı dahi aldırmazken, eve girince “Ben bu eve alışamadım, ev beni basıyor” diyerek gece yarısı bile olsa beni evde yalnız bırakır, arkadaşları ile buluşur harcardı.

Bir keresinde annesi kendisinin evlilik için biriktiği on bilezikten bahsedince annesini “Sen ne diyorsun?” diyerek anında susturmaya çalıştı. Bu bileziklerden haberim dahi yoktu o güne kadar. Bana söylediği ise durumunun o an için olmadığı bir yerden para beklediğiydi ancak o para hiçbir zaman gelmedi…

Evliliğimizde onun maaşına dokunulmaz, tamamen benim maaşım çekilip o harcanırdı. Karşı çıktığımda kavgalar çok ciddi boyutlara geliyordu. Zaten bence en büyük amaç parama ve ailemin elindeki paraya sahip olmaktı. 
Benim maaşımı elimden alamadığı zaman kavga çıkarıyordu. Onun aldığı maaşı sorduğumda ise asla söylemiyor, söylese de doğru söylemiyordu. Bankamatikten hesap hareketlerini göstermesini isteyince “Bunun hesabını vereceksin” diyerek kavga çıkarıyordu. Maaşını ayrıldığımızda mahkemeye verirken öğrendiğime inanır mısın?

Zamanla gördüm ki aslında amacı tamamen beni bitirmek ve tam olarak da PARA! Bu sebeple ortak aldığımız evi kast ederek “Evi bana ver, defol git.” demişliği çoktur. Ama bundan adım gibi eminim ki evi versem arabayı isteyecek, arabayı versem üstüne para isteyecek. Bunun sonu yoktu.

Sonunda ayrılmaya karar verdim. Çünkü umudum bitmişti. Bir kavgamızda bana bıçak çekip korkutup evden atmakla tehdit ettiği günden sonra bir erkekten gelen mesajı (kuzenim) bahane ederek yüzüme tükürünce evden ayrılmak istedim, bırakmadı, polis girdi devreye. Ona uzaklaştırma verildi ve evden gitti. Uzaklaştırma aldıktan hemen sonra boşanma davasını açtım, evliliğimiz boyunca  anlaşmaya hiç yanaşmadı çünkü.

Ama tüm bunlar onu durdurdu mu derseniz durdurmadı… Önce polisi kullanarak, hakimlerle konuşarak uzaklaştırmayı kaldırttı. Eve girmek için evde olmadığım saatlerde evin boş olduğuna dair tutanak tutturdu. Polis karakollarına çektirdi gece vaktinde, geri adım atmadım hakkımı söyledim.

Sonra beni evden çıkartmaya çalıştı. Polis karakolunda karşılaştık. Beni evimden çıkarıp onu sokmak istiyorlardı. Beni resmen bin bir zorlukla süslediğim evimden atmak istediler. Sebep de beyefendinin şımarıklığı! Burası benim evim kimse beni evimden atamaz dedim. Gücümü gösterdim. Hiç o kadar güçlü görmemişti beni. Sonuç olarak evimden atamadı, bu kez de abisiyle beni takip edip arabamı çizdi.

Boşanma davamız görüleceği gün davaya gelmedi. Ben gittim, “boşanmak istiyorum anlaşma ihtimalimiz yok” dedim. Dava akşamı avukatla görüşüp davada olanları öğrendikten sonra ortak evdeki o akşam gitmiş internet tv aboneliğini 13 aylık cayma bedelini de ödeyerek  kapattırmış. Faturaları onun üzerineydi ve o ödüyordu. Aynı hafta içinde kış günü doğalgazı da kapattırdı.

Davadan sonra uzaklaştırma için tekrar başvuruda bulunduk, kendisinin daha önce beni karaladığı mahkemeye gitmiş isteğimiz. Sonuç olumsuz oldu tekrar. Bu da manipülasyonun seviyesini gösteriyor.Karara itiraz ettik. Bu süreçte eve girme girişimlerinde de bulundu. Polis çağırdım. Sonuçta diğer mahkeme uzaklaştırmayı verdi.

Bir gün beni uzaklaştırma varken takip ettiğini gördük takibe dair şikayet ettik. Eve gelerek kapının önünde beklemeye başladı. Ben evden çıkabilmek için polis çağırdım. Şikayetçi oldum. Bunun üzerine kendisi de bana ceza davası açtı. 5 ay önceki kavgamızda bana şiddet uyguladıktan sonra gidip darp raporu almış. Ben güya onu tırnaklamışım. Aldığı darp raporu somut diye bana para cezası verildi. Ben kadınım, o erkek, üstelik şikayetçi olan benim güncel durumda. Bu nasıl bir olay anlamıyorum. Bu adamlar dava süreçlerinde her yerden bir şey çıkarıp aleyhe kullanabiliyor, manipule edemeyecekleri hiçbir mercii yok sanırım.


Bir sonraki duruşmamızda mahkemeye geldi. “Ben karımın yanında oldum, ona inandım, onu sevdim” gibi laflar etti ve mağduru oynadı. Ben ağzım açık izledim kendisini. Sonrasında kendisinin benim gittiğim doktora giderek psikiyatrik tedavi görmeye başladığını öğrendim ve tekrar şok oldum. Doktor konuşmamız sırasında bana eşimin ilişkimizin bozulmasının sebebi olarak ailemi gösterdiğine, kendini ilişkide mazlum taraf olarak göstermeye çalıştığına dair ipuçları verdi. Israrla bizi aile terapistine göndermek icin teklifte bulundu, ben de defalarca eşimi aile terapistine göndermek adına mücadeleler verdiğimi anlatıp artık tüm bunlara dayanamadığımı ve boşanma kararı verdiğimi söyleyince bayağı şaşırdı. Eşim tam tersi olarak beni ikna edip aile terapistine göndermek için oldukça uğraş verdiğinden bahsederek doktoru benim haksız olduğuma inandırmış. Anladım ki eşim orada çok sakin bir tablo çizmiş ve doktoru etkilemiş. Doktor “Eşiniz çok halim selim birine benziyor.” deyince “Adam bana bıçak çekti, defalarca fiziksel şiddette bulundu, korkuyorum, tedirginim.” dediğimde “Yok canım, yapmaz öyle şey.” diyerek beni ayrı bir şoka soktu. Orayı da manipüle etmiş üzerinde durmadım. 


Kendime gelmem çok uzun zaman aldı ama şükür ki artık her şey düzene giriyor benim için.  Ona karşı duygum sıfır artık. Tek istediğim şey bir an önce resmen boşanmak.  Bu saatten sonra onu görmek istemiyorum hayatımda. Sevmiyorum da istemiyorum da. Ne yaparsa yapsın bir gözyaşımı geri veremez bana. Yeterince aşağıladı, yeterince mahrum etti yeterince sömürdü beni. Her şeyden uzaklaşıp beni bütünüyle mutsuzluğa itti. Ben artık müsaade etmiyorum bunlara. Böyle güçlü duruşum da eminim ki onu delirtiyordur. Çünkü biz bu gidip gelme olaylarını daha önce yaşadık. On beş günlük bir aylık bir haftalık süreçler. Bu süreçlerde arkadaşlarımı arayarak mesaj atarak beni kandırmıştı. Bu sefer uzaklaştırma ve dava yüzünden bir şey yapamadı. Ben de hem ailesini hem de onun sayesinde tanıdığım herkesi tüm sosyal medyadan ve telefonlarımdan engelledim. Daha yapılacak tek şey kaldı şehir değiştirmek. Onu da dava sonunda yapmayı planlıyorum. 

Narsist mağdurlarına tavsiyem, karşınızdaki adamda bir tuhaflık görüyorsanız görmezden gelmeyin. Ya da kendinizi kandırmayın. Çok geç olmadan kendinizi bu hastalıklı kişilikten kurtarın. Çünkü ne yaparsanız yapın bu ilişki ve bu insan hiçbir şekilde düzelmediği gibi sizin ona anlayış gösterdiğinizi, katlandığınızı, zaman zaman kendinizi suçladığınızı ve birlikte olabilmek için  çabalarınızı gördükçe daha da beter hale geliyor.

Sevgiler,

SONRAKİ HİKAYE

Yorumlar

Popular Posts

Gerçek Hikayeler

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?