Bir Psikopat ile Dehşet Evliliği

Hikayemi anlatmaya nereden başlayacağımı bilemiyorum. İsmim Leyla, narsist bir psikopatla 1 yıla yakın süren bir ilişkinin ardından rüya gibi bir düğünle evlendim. Benim hikayemde evlenmeden önce her şey çok güzeldi. Sen nasıl istersen öyle olsun, nasıl dersen öyle yapalım diyerek beni el üstünde tutan bir adam vardı karşımda. Mutluluktan uçuyordum, buluşacağımız zamanlar saatleri sayıyordum. Hafta içi işten izin alıp birlikte gezmeler, bana hazırladığı yemekler, tiyatroya gitmeler, bisiklet gezilerimiz... Her şey istediğim gibiydi. İlişkimizin 5. Ayında doğum günümde bana evlenme teklif etti.  Onunla olmayı o kadar istiyordum ki sonunun kabus olacağı aklıma bile gelmedi...

Nişanlılık dönemimizde artık yavaş yavaş cicim ayları bitmişti ve ben bazı gariplikler hissetmeye başlamıştım. İlk zamanlar benim gitmek istediğim konser, tiyatro gibi etkinliklerin biletlerini benden önce alan adam yok olmuştu. Önceden birlikte gittiğimiz etkinliklere ben son zamanlarda artık kendi başıma gidiyordum, o ise kendi arkadaşlarıyla basket maçlarına vs gidiyordu. Birlikte geçirdiğimiz vakitlerde beni dinlemiyor, saatlerce kendi sorunlarını anlatıyor. Sıra bana geldiğinde ise ya konuyu değiştiriyor ya da bu kadar ufak şeyleri dert etmemi küçümser bir havaya bürünüyordu. Ondaki bu değişimleri fark etsem de o zamanlar kendisinde bir kişilik problemi olduğunu anlayamamıştım. O dönemde yaşadığımız bir tartışma sonucunda biraz da sinirli bir yapıda olduğunu fark etmem üzerine ayrılmak istedim. Yüzüğü kendisine geri verdim. Bu ayrılığı hiç istemedi. Hatta o kadar istemedi ki bir gece kapımıza dayanıp babamla konuştu barışmamız için.  Benim hikayemdeki narsist sapkın, babasını daha annesinin karnındayken kaybetmiş, doğumdan hemen sonra başka bir aileye evlatlık verilmiş ve 15 yaşına kadar başkalarına anne baba sanmış birisi. Benim yüzük atmamla birlikte babamla konuşarak “Benim babam yok siz bana sahip çıkın baba olun beni yalnız bırakmayın bu hayatta Leyla olmadan yaşayamam ben” diyerek babamı da beni de ikna etti. Zaten kendisi suçlu dahi olsa öyle güzel manipülasyon yapar, öyle yalanlar söyler ki  yalan olduğunu bilmenize rağmen inanırsınız. Bunu o zamanlar bilmiyordum.    

Bu olayın ardından 15 gün gibi kısa bir süre içinde rüya gibi bir düğünle dünyaevine girdik. Limuzinler, korumalar, altından kemerler her şey o kadar gösterişliydi ki düğün boyunca dolarlar havada uçuşuyordu. Bu kadar kısa sürede hiç kimse bizden düğün beklemiyordu. Her şeye rağmen mutluydum ve onu seviyordum.

Aynı evin içine girdikten sonra artık karşımda tamamen bambaşka bir adam bulmaya başladım. Günde 2-3 kere üstünü değiştirirdi. Elbise, saat ve ayakkabı hastasıydı. Her giydiği de markaydı. Resmen kendine tapıyordu.  Evde neredeyse parmağını bile kıpırdatmıyor, hiç bir işe elini sürmüyor, beni oradan oraya koşturuyor, her şeyi benden bekliyordu. Ben öğretmendim. Çocukların sınav kağıtlarını okumam gerektiğinde evde bunu sorun ediyordu. Ne zaman evde işimle ilgili bir şey yapmam gerekse bana emirler yağdırıyordu. Kendisi televizyon karşısında pineklerken ben tam konsantre olmuşken kendisine hizmet etmem için beni işimin başından kaldırıyordu. Kendi suyunu kendi almaz, çorabını dahi çekmeceden çıkarmazdı.  Ancak bu süreç içerisinde ona o kadar bağlanmıştım ki kendisine ne derse yapmaya çalışıyor ve biraz da ondan korkuyordum. Çok güçlü, çok çekiciydi. Büyülenmiş gibiydim. Ondan ayrılmayı asla düşünemezdim. Her şeyim olmuştu. Garip bir bağ vardı aramızda. Çalışmamı istemiyordu. "Ben kazanıyorum ikimize de yeter yıpranmanı istemiyorum daha çocuğumuz olacak gerek yok" dedi, bu nedenle evliliğimizin ilk senesinde işimden de ayrıldım.  

Evde günlerim ev işleri ve onun kendi işiyle alakalı angarya işlerine koşturmakla geçiyordu. Bütün gün onu memnun etmek için bir şeyler yapmaya çalışıyordum ama asla memnun olmuyordu mutlaka bir şeyi eksik yapmış oluyordum. En ufak bir hata yapsam beni azarlıyor, ne yapmam gerektiğiyle ilgili emirler yağdırıyordu. Hiç bir şeye kendim karar veremiyordum. Eve her şey onun isteği ile alınıyor ve her şey onun taleplerine göre yapılıyordu. İtiraz etmeye kalksam “Bana hayır demeyeceksin, ben ne dersem onu yapacaksın, sözümden çıkmayacaksın. seninle olduğum için şükretmen lazım. Hiçbir eksiğin yok, lüks içinde yaşıyorsun” diyordu.

Bir gün yine böyle bir kavgamızın sonunda bana ilk kez şiddet uyguladı. Hayatımda ilk kez böyle bir şeyle karşılaşıyordum. Ne yapacağımı, ne hissedeceğimi dahi bilemeden öylece kaldım. Hemen arkasından siniri geçer geçmez bana sarılıp ağlamaya, özür dileyip yalvarmaya başladı. Ben şok etkisinde olduğumdan tepki veremedim.  Saat gecenin 3’üydü. Ve "hadi kalk hazırlan yemeğe gidelim" diye beni zorla giydirip dışarı çıkardı.  Gittik hiçbir şey olmamış gibi bir yerde yemeğimizi yiyip evimize döndük.

Bu konu hiç açılmadı yeniden. Ancak o zamanlar bunun sadece başıma geleceklerin kısa bir fragmanı olduğunun farkında değildim… 

Saçma sapan bir sebepten kavga çıkarabiliyordu. Bir gün her şey güzelken akşamında bir anda her şeyi darmaduman edebilir, hiçbir moduna güven olmazdı. Hasta olduğumda ilgilenmez, kendisine bulaşır diye eve gelmezdi. 1 hafta boyunca hiç gelmediği zamanlar oluyordu. Arada gelir yoklar, iyileşmediysem tekrar giderdi. Bir gün hep beraber pikniğe gittik (onun akrabalarıyla) Beni o ortamda tamamen yalnız başıma bıraktı. Sanki ben yoktum. Bir akrabasının eşinin kız kardeşiyle resmen flört halindeydi. Onların peşinden ayrılmıyor, konuşuyor gülüyor. Bana da iş buyurup yanlarına gelmemi engelliyordu. Derken o akrabasının çocuğunun elini arı soktu. Bizimki birden kahraman kesildi. Apar topar hastaneye götürdü. Nasıl ilgileniyor görseniz. Hasta olduğumda benim yüzüme bakmayan adam, çocuk için deli divane oldu. Saatlerce hastanede bekledi tabii o kızla birlikte. Ben neredeyim ne yaptım umurunda dahi değildi. Eve döndüğünde delirmiş gibiydim ve sağlam bir kavga ettik ve ilk şiddet olayındaki gibi bütün filmi bana baştan yaşattı. Bana vurdu, sonrasında pişmanlık sahneleri ve yine beni giydirip gezmeye götürmeye çalışması… Gitmek istemedim. Direndikçe daha çok vuruyordu. Mecburen gittiğimizde de zorla resim çektirip sosyal medyadan mutluluğumuzu (!) paylaştırdı. Gülmemi, sarılmamı sonra da resmimizin altına güzel yorumlar yazarak paylaşmamı istiyordu.. Sıkıysa paylaşma… 

Kabusum yeni yeni başlıyordu… Hayatımın aşkının gittikçe zalim bir adama dönüşmesini izliyordum sanki, beni karşısında zayıf düşürdükçe daha da çok ezdiğini fark ediyordum. Zamanla çevremden de olmuştum. Ondan başka kimsem yoktu, işim yoktu. Bütün hayatım oydu. Bu iki kişilik izole hayatımıza bir de misafir gelmeye karar verdi bir gün…

Bebeğim olacağını öğrendiğimde ilk başta böyle bir evin içine onu getirmek istemedim. Aldırmayı istedim. Önce duygu sömürüsü, ardından aldırırsan öldürürüm seni tehditleri eşliğinde bebeğimi dünyaya getirme karını vermek durumunda kaldım. Şuan iyi ki diyorum gerçi, bebeğim olmasa bir çok şeye katlanamazdım, bu kadar güçlü olamazdım sanırım… Ancak dünyaya getirene kadar yaşadıklarımı ne siz sorun ne de ben söyleyeyim. Benim kadar kötü bir hamilelik dönemi geçiren insan sayısı herhalde dünya üzerinde parmakla sayılır…  Neler yaptı hangi birini anlatayım… Hamileyken bir gün eve geldiğimde dolaba saklanmış aniden çıkarak beni korkuttu. Güya şaka yapıyordu. Bir başka gün kendisini dolabın üzerinde buldum. Bazen de ölü taklidi yaparak yerde yatıyordu beni korkutmak için.

Bir gün beni hamile halimle tuvalete kilitleyip ışığı kapattı. Ben o esnada evde olduğunu bilmiyordum. Eve gelmiş. Orada olduğumu fark edince sessizce kapıyı kilitleyip ışıkları kapatıyor ve çığlıklarıma haykırışlarıma gık sesini çıkarmıyor… Nasıl bir insan bunu yapabilir? Karanlıktan zaten çok korkuyorum. Biliyordu bunu. Aklım çıkacaktı o gün. İşkencesini 10-15 dakika kadar  sürdürüp sonrasında kurtarıcı kahramanım pozlarında ortaya çıkması…. Övgü, takdir beklentisi için yapmayacağı hiçbir şey yok bu insanların. O an olayın şokuyla anlamasam da sonradan benim için her şey açık ve netti…


Tüm bunları atlattıkça gitgide daha da ileri götürüyordu işkencelerin boyutlarını. Bir gece üzerime buzlu su dökerek uykumdan uyandırdı. Bahanesi de hazır. Beni uyandırmaya çalışıyormuş da ben uyanmamışım. Çok korkmuş çok endişelenmiş benim için… Oysa ki benim uykum çok ama çok hafiftir. Haydi bir kere oldu diyelim. Bir başka gün yine aynı bahane üretilerek sodayı çalkalayıp ben uyurken üzerime fışkırtması….

O kadar güzel taklit yapıyordu ki gerçekten herhalde çok endişelenmiş olmalı diyordum. Aklımla oynuyordu. Bende bir sorun var herhalde neden uyanmıyorum acaba diye düşünüyordum. Şimdi fark ediyorum ki hepsi saçmalıktan ibaretmiş...

İşkenceleri bunlarla son buldu sanmayın. Diyorum ya güç elde ettikçe ve siz alıştıkça dozajı artıyorlar. Tam olarak öyle oldu. Hamileyken sosyal medyaya ilişkin bir kavga ettik. Kendisi benden sürekli birlikte mutlu pozlarımızı paylaşmamı istiyor, bana paylaştırtıyor ancak kendisi bekar gibi takılıyordu. Sosyal medyada benimle olan tek bir fotoğrafı olmadığı gibi kendisine binlerce takipçi satın almıştı. İnstagramında 70 binden fazla takipçisi vardı. Bununla da yetinmiyor kendi fotoğraflarından slayt gösterileri hazırlatıp para vererek mafya sayfalarında ünlü iş adamı olarak kendini yayınlatıyordu. Bunun sonucu olarak da bir fotoğraf paylaşsa kadınlar başta olmak üzere yüzlerce like alıyordu. Bir gün kendi resmini paylaştığında kadınlardan kendisine gelen likeları ve tahrik edici mesajları bana gösterdi. Kendisiyle ve durumla övünür şekilde… Haliyle inanılmaz sinirlendim ve kavga etmeye başladık. Bana şizofren olduğumu, kıskançlık hastası olduğumu söyleyerek vurmaya başladı. Karşılıklı öfkemiz dinmiyordu ancak ben hamileydim ve sanki karşısında hamile bir kadın değil de kendi cüssesinde bir adam varmış gibi vuruyordu… 

Sonrasında odadan çıktı gitti. Kavga bitti sanırken bir süre sonra elinde bir bıçakla geri geldi. "Kelime-i şahadet getir seni doğrayacağım" dedi. Hayatımda bu kadar korktuğum tek bir an dahi hatırlamıyorum. Her şey bitti dedim kendi kendime, hayatım bitti. Çocuğumu dahi göremeden, çocuğum dünyayı tek gün dahi göremeden gidiyoruz birlikte… Yalvarıp ağlamaya başladım. Ne olur yapma diye. Ne istersen yaparım dedim ne olur affet… Yalvarırken beni videoya çekiyordu.. Hayatımda hiç bu kadar aşağılandığımı hatırlamıyorum.

Uzatmayayım, o akşam hamile halimle beni karnımdan bıçakladı... Bir insan kendi çocuğunu daha dünyaya gelmeden annesinin karnında bıçaklayabilir mi? İnsan zulmünün gelebileceği boyutları hayal etmeniz için sadece karşınızdakinin ne derece vicdanı olduğunu sorgulamanız yeterli… O akşam yaşadığım dehşeti hayal bile edemezsiniz. 

Olayın ardından apar topar beni hastaneye kaldırdı. Allah'a çok şükür ki çocuğuma bir şey olmadan kurtuldum. Her şeyi düzelteceğimizi, bir daha asla yapmayacağını çok pişman olduğunu bir anlık sinir kriziyle yaptığını söyledi yalvarıp yakardı, "çocuğunun babasını hapse mi yollayacaksın, ben olmazsam sen de bitersin, bu olayı unutalım her şey çok güzel olacak söz" diyerek şikayetçi olmamamı söyledi. 

Olayın ardından doğuma kadar sakin bir hayat geçirdik. Ancak tabi ki şiddet eylemleri bu olayla son bulmadı. Doğumdan sonra iyice laçkaya bağlamıştı. En ufak bir kavgamızda beni dövebiliyor, kapıya atıyor. Sonra zorla içeri alıyor gitme diyor. Gitmeyip içeri girdiğimde döve döve üzerimi giydiriyor git buradan diyor… Tamam gidicem diyorum, giderken tekrar alıyor gitme diye bir daha dövüyor… 

Artık canıma tak etti polise gittim, şikayetçi oldum. Kaç defa karakolluk olduk bu olay öncesinde ve sonrasında. Ancak bir şekilde kendini her olayda haklı çıkarması yetmiyormuş gibi bir kavgamızda kendisi benden önce darp raporu alarak beni mahkemeye verdi… O kadar akıllı ki. Şeytan gibi. Her şeyi saniyeler içinde planlayabiliyor. Böyle bir insanla birlikteyseniz ve evliyseniz her şeyi göze almalısınız. Para onda güç onda, sizden her şeyinizi almış ve güçsüzsünüz, çok fazla konuşmak istemiyorum ama adalet karşısında haklı olma şansınız yok bu şartlarda…

Bir keresinde "Allah senin yanına bırakmaz bunları" dedim. "Allah belanı versin bana bunları yaşatıyorsun" dedim. "Allah gelsin seni kurtarsın" dedi.. "Bak ben sapasağlam ayaktayım, sen dayak yedin" dedi. Ben artık delirme noktasına geldim. Ne pahasına olursa olsun evi terk ettim. Babamın evine sığındım. 3 ay boyunca babamın evinde kaldık kızımla. Sonra yalvar yakar tekrar geri aldı bizi. Belki düzelir, kızım babasız kalmasın diyerek sabredeyim dedim…Ve tekrar ona döndüm.  Bu sefer hiçbir şeyimizi eksik etmiyordu. Aklı başına gelmiş, kıymetimizi anlamış gibiydi. Ne istersem gece yarısı dahi olsa alıp geliyor. Yemek yapmazsam kızmıyor dışarıdan söylüyordu. Bu hali aylarca devam etti. Bir tek günde 10 bin lira harcadığımızı biliyorum. Genel olarak para konusunda zaten tutumlu biri değildi. Eline geçeni harcardı. Herkese bahşiş verir. Bol keseden dağıtır. İnsanlar peşinde dört dönüyordu bu özelliği nedeniyle. Her gittiğimiz mekanda özel muamele görürdü. Ama ben kendisinden para istesem, ne yapıyorsun bu kadar parayı diyerek her kuruşun hesabını sorardı ama kendisi kendi isteğine göre para harcamaktan gocunmazdı. O dönemde de varlık içinde yaşıyorduk. Beni üzmüyor, kızımla ilgileniyor ne dersek yapıyordu. Mucizevi bir şekilde ilk günlerimize dönmüştük adeta…

Ondaki bu çabaları gördükçe ben de evliliğimizi kurtarmak adına onun ufak tefek huysuzluklarını alttan alıyordum. Ancak yine de bugünlerimiz de çok uzun sürmedi. Bir gün durduk yere gece beni boğazlarken uyandım. Boğazımı sıkmasından dolayı boğazlarım şişmişti. Ertesi gün sanki kendisi hiçbir şey yapmamış gibi çok soğuk su içiyorum boğazlarım şişiyor diye beni azarladı… Hadi diğer olaylarda bir şekilde ben onu kışkırtıyordum diyelim, çünkü kendimi suçlu hissettirmekte aklımla oynamakta da üzerine yoktu… Bu olayda ne yapmıştım? Hiçbir şey bulamıyordum kendimi suçlayacak ve kendisini sorgulamaya başladım. 

"Annen seni küçük yaşında bırakıp gitmeseydi böyle bir insan olmayacaktın" dedim. Garip bir şekilde annesi onu bebekken bırakıp gitmesine rağmen ona toz kondurmuyordu. Hatta annesine tapıyordu. Bu lafımın ardından beni yine hakaretler eşliğinde dövmeye başladı. Saçımdan tutup arabaya götürdü. Bebeğimiz evde yalnız başına kalmıştı. Ben kimdim ki onun annesine laf söyleyebiliyordum? Bir anda hayatımız yeniden aniden kabusa dönüştü. Eve dönelim bebeğim evde diye ağlamalarıma karşılık beni darp ederek susturarak ormana götürdü.  Taş olsa çatlar demir olsa erir. "Seni bu ağaca bağlicam, köpekler yesin seni" dedi. Beni o karanlıkta o ağaca bağlamaya başladı. Korkudan bayılmışım… Gözümü açtığımda bizi Şile’de bir otele götürmüştü… Kızım da yanımdaydı. Sabah Saklıgöl’de kahvaltı yaparız diye seni getirdim şaka yaptım dedi…


Bu son olay üzerine yeniden babamın evine geldim. Bu sefer sessizce. Şu an nerede olduğumu bilmiyor, hiçbir şekilde bana ulaşamıyor. Kendisiyle birlikte bütün arkadaşlarını ve akrabalarını da engelledim. Yetmedi numaramı değiştirdim, ancak nerede olduğumu tahmin ediyordur diye düşünüyorum. Boşanma davasını açtım ve bu sefer ne pahasına olursa olsun bu adama geri dönmeyeceğim. Bu sayfayla tesadüfen karşılaştım, eğer evlenmeden önce bu sayfayı görseydim bu adamla asla evlenmezdim diyorum. Böyle bir kişilik yapısındaki bir adamla karşılaşıp evlenemedik diye asla üzülmeyin, evlenseniz üzerine bir de çocuğunuz olursa aklınıza dahi gelmeyecek korku filmi sahnelerinin başrol oyuncusu olarak bulacaktınız kendinizi. Bundan hiç şüpheniz olmasın…

Yorumlar

  1. Döktüğün her bir damla yaş canının yandığı her bir salise cennette nimetin olsun inşallah Leyla ve inanıyorum olacaktır. Bu dünya fani, baki hayatta inan kazanan biz olacağız inşallah.

    YanıtlaSil
  2. Allah onu bildiği gibi yapsın. Sakın donme, zor olcak ama dayan. Kendine yeni bir hayat kur!!

    YanıtlaSil
  3. İnamadim sana ya bunları gerçekten sen mi yasadin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah oda kanser olur benimkide olur duyariz yanlarına kalmamış

      Sil

Yorum Gönder

Popular Posts

Narsist Yakınlarının Hikayeleri

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?