Verem Olan Sevgili

Narsistle yaşadığım ilişki hayatımın en güzel iki yılını esir alan bir süreç oldu benim için ve şuan bu yazıyı yazmaya başlarken flashback yaşıyor gibiyim. Başlayalım...  


Onunla tanıştığımda henüz 18 yaşındaydım. Üniversiteyi kazanmış, ailemden ayrı başka bir şehirde eğitim görmeye gitmiştim. O 27 yaşındaydı. O zamana kadar benim hiç sevgilim olmamıştı. O ise benden bir hayli tecrübeliydi ilişki konusunda. Bir gün arkadaş grubumla otururken yanımıza geldi ve kendisiyle ilk kez o ortamda karşılaştık. Tanışma faslı başladığında beni eski nişanlısına benzettiğini söyledi. Gözleri doldu, birden duygulandı. O günkü hali beni çok etkilemişti, kendimi suçlu hissettim bir nevi, keşke karşısına hiç çıkmasaydım diye düşündüm ve ortak arkadaşımızın telefonundan kendisine mesaj attım "O gece üzüldüm keşke hiç tanışmasaydık" diye. Bu mesajımla benim saf, duygusal bir karakter olduğumu ona söylemiş olmuştum aslında. 


İki gün sonra tekrar karşılaştık. Kendisin işlettiği mekanın önünden geçiyordum. Bir selam verip döneceğimi düşünürken mekandaki masada yedi saat hiç kalkmadan oturduk. Ağzı çok iyi laf yapıyordu. Aşktaki kendini ve geçmişte yaşadığı aşırı dramatik hayatını anlatıp durmuştu. Sürekli ama sürekli kendini anlatıyordu. Arada benim hakkımda fikir sahibi olmak adına da sorular soruyordu elbette. O gün o masada sevgili olduk. Niyetini söyledi ve ben de sözde “mükemmel” adama hayır diyemedim.


İlk zamanlar yaşadığım sevgi bombardımanı evresini anlatacak olursam adeta rüyaydı sanki, dizilerdeki aşklar gibiydi. Hasta olduğumda poşetlerce ilaç alması, sırf hazırlanmayayım diye kaldığım yurda garsonları yollatıp tepsiyle yemekler göndermesi, sürpriz yapıp odama kadar aldığı sayısız çiçekler, sabah öğle akşam full telefon konuşmaları yazışmalar, yüz yüze görüşmeler, aşırı aşırı romantik cümleler, uzun uzun yazdığı aşk mesajları, özledim dedim diye gecenin 3'ünde yoğun kar zamanında yarım saatlik yoldan yürüyüp kapıma kadar gelip camdan benimle konuşmasına kadar daha yüzlercesini sayabilirim buraya. Ben artık aşktan delirmek üzereydim . Sürekli onu düşünüyordum, hiçbir şeye kafamı veremiyordum, tamamen leyla moduna girmiştim. Her şeyden bihaberdim sadece o vardı gözümde. Ve bu güzel mutluluk zamanları yaklaşık 3 ay sürdü. 

İlişkimiz ilerlerken bazı abes yalanlarını yakalamaya başladım. Normalde ortalama maaşı olan birisiydi. Az çok imkanlarını da anlayıp kavramıştım tabi bu süreçte. Örneğin kendi saati daha yeniyken Rolex saat sipariş vermiş, Almanya'dan gelecek demişti ve o saat ne geldi ne de bir daha konusu açıldı. Bir diğeri de araba  konusuydu. Range Rover marka araba almak istiyordu ama sözde araba beğenemiyordu. Asla ve asla iki yıl boyunca kendine araba almadı çünkü yetecek parası yoktu. Kendisini büyük güçlü, zengin, göstermek zorunluluğu da hissediyordu sanırım. İlk 3 ayımızdan sonra her şey tepetaklak olmaya başladı. 



3.ayın sonunda birdenbire bana verem olduğunu söyledi. Ben neye uğradığımı şaşırdım, yemeden içmeden kesildim, üzüntüden ne yapacağımı bilemiyordum. Bir sürü doktor, hastane, ilaç her neyse araştırmalara koyulmuştum. Tedavi yöntemlerini araştırıyor, neler yapabileceğimizi bulmaya çalışıyordum. Tüm bunlarla uğraşırken okulumu boşlamıştım. Sürekli onunla ve hastalığıyla ilgileniyordum. Kendini kötü yalnız hissetmesin diye elimden gelen her şeyi yapıyordum. Bu süreçlerde ailesiyle de tanıştım, tüm akrabalarıyla hatta. Herkes beni biliyordu rahatça evlerine girip çıkabiliyordum. Dayısına, teyzesine yemeğe gider sohbet ederdik anlayacağınız baya aile içine de girmiştim. Bu durum da ister istemez biz kadınları etkiliyor ve güven veriyor bence. Bağlandıkça bağlanıyordum ona. 

Sonrasında işinden ayrıldı tam olarak anlatmasa geçiştirse de bazı sorunlar olmuştu belli ki. Başka bir işe girdi. Kendine ait ayrı bir eve çıktı. Artık daha rahat görüşebiliyorduk, kendimize ait bir alanımız oluşmuştu. Ev zamanları ilk zamanlar çok güzeldi, ev sıcaklığı vardı sanki aile olmuş gibiydik ama çirkin yüzünü de daha net görmeye başlıyordum. Aptal gibi nasıl onca zaman o evde korkmadan kaldım bilemiyorum, çünkü bana büyük zararlar verebilirdi, belki bir kadın cinayetine bile kurban gidebilirdim. 


Kavga ettiğimizde çok sinirleniyordu. Kafasını sert bir şekilde duvarlara, dolaplara vurmaya başlamıştı. Sonraları kavga sırasında ben evi terk etmeye kalkınca da eline bıçak alıp beni korkutuyordu. Kendini öldürmekle tehdit ediyordu. Zar zor yalvar yakar elinden bıçağı alır, sakinleştirmeye çalışırdım. Hatta bir gün gözümün içinde bir kavga anında avucunun içini bıçakla tak diye kesmişti. Gördüğüm an tüm kızgınlığımı bırakıp ağlayıp ilgilenmeye başladım. Onu terk etmemem için en sonunda kendine zarar vermişti. O gün kesin kararlıydım ama o halini görünce tüm yelkenleri suya indireceğimi biliyordu. O andan sonra kendimi olanlardan sorumlu hissedip delice ağlayıp özürler dilemeye başlamıştım, bu da onu fazlasıyla tatmin etmişti. 


Başka zamanlarda da sinir krizi geçirdiğinde hastaneye gitmek zorundaydık, çünkü kısmi felç gibi bir duruma giriyordu her yeri kitleniyordu, ağzı kolu hareket edemiyordu ve özel bir iğnesi vardı onu vurulmak zorundaydı. Bana sakinleştirici olduğunu söylerdi hep ama değilmiş bunu da sonralarda öğreniyorum.


Bir gün aramızda tekrar bir tartışma çıkmıştı. Ben sosyal medya kullanan birisi değildim, onun kullanmasına da karışmazdım. 6-7 aylık sevgiliydik bir kez merak edip bakmışlığım yoktur ne fotoğrafı var kimi takip ediyor diye. O gün merakımdan bakmak istediğimi söyledim. Takip ettiklerini gördüğümde şok geçirmiştim. Takipleştiği full abartı açık seçik kadın hesapları kabul edilecek tarzda değildi. Ben de o anki sinirle birisini takipten çıkardıktan sonra telefonu elimden alıp bağıra çağıra küfretmeye başladı, derken karşılıklı bir itiş kakışma oldu. Elime çantamı tutuşturdu sırf ordan birisini sildim diye beni evden yaka paça kovdu. 

Deli gibi ağlaya ağlaya caddede darmadağın halde yürüyordum. O gün psikolojik olarak en çöktüğüm günlerden birini yaşadım ve hayatımın en büyük hatalarından birisini yaptım. İntihar etmiştim...  Birkaç kutu ilaç içtim aradan yarım saat sonra kötü olmaya başlayınca o korkuyla arkadaşımı aradım hastaneye kaldırdılar midem yıkandı hastanede yattım. O gece yanıma gelmedi, diğer gün geldi elinde bir çiçekle. Beni gördüğünde yatağın kenarına oturdu sarılıp ağlamaya başladı ne hale geldin ne yaptım ben sana diye. O kadar kör olmuştum ki o an sıfır iletişim kurmam gerekirken yalnızlığımdan belki de hemen elini tuttum karşılık verdim ben de. 


Bu olaydan sonra utanır o hesabı siler en azından iğrenç hesapları siler diye düşünmüştüm yine silmedi, iki üç kez tekrar kavga ettik bu konudan . Yazın ben kendi evime döndüğümde farklı şehirlerde olunca görüşmemiz azalmıştı. Bir yandan da verem hastalığının akciğer kanserine dönüştüğünü, hastanede tedavi göreceğini söyledi. Ben yine yıkılmıştım. Ona elimden geldiğince maddi manevi destek olmaya çalışıyordum. Bu süreçte fiziken de yanında olmak istesem de olamıyordum, çünkü bahaneleri bitmiyordu. Önce İstanbul'da hastanede yattığını söyledi. Oraya gelecekken Ankara'ya sevk edildiğini söyledi. Bir başka seferde de babasıyla kavga ettiklerini, birbirlerine silah çektiklerini, kafasını dinlemek istediğini söyledi. 4-5 gün kendisine asla ulaşamadım, ortalıktan yok oldu. Her yerden herkesten ulaşmaya çalıştım yoktu. Delirmek üzereydim artık yatakta saçımı başımı yolup saatlerce ağladığımı biliyorum. Bir baktım ki meğerse arkadaşıyla tatile gitmişler... 


Bu kavgalar yalanlar sürekli devam etti. Kırılma noktası ise benim başka bir şehirdeki okula geçiş yapmamla oldu. Şehirlerimiz ayrılmış araya mesafe girmişti ama bana söz vermişti, sözde o da benim yaşadığım şehre taşınacaktı, iş bulacaktı beraber olacaktık. Ben taşındığımdan itibaren 5 ay boyunca her gün geleceğini söyleyip her güne de inanamayacaksınız bir bahane buldu ve gelemedi. İlk başlarda Kıbrıs'ta tedavide olduğunu hastanede yattığını söyledi. Bir zaman sonra neymiş plastik ciğer(!) takılacakmış o nedenle gelemedi.  Bir ara peşine mafya takılmış para için tehlikeli adamlara bulaşmış telefonu dinleniyormuş benle konuşamazmış çok sevdiklerini korumak için uzak duruyormuş benden bu nedenlerle gelemediğini söyledi. Ben de bunları bal kaymak gibi çok güzel yiyordum. 


Beş ay böyle geçtikten sonra ben artık araştırmalara koyuldum. Şans eseri bir instagram hesabında komşusunu buldum, halasının da yakın arkadaşıydı, kadınla iletişim kurmaya başladım . Adam meğerse Kıbrıs'ta değilmiş. Ben onu Kıbrıs'ta hastanede tedavi görüyor sanarken meğer İzmit'te halasının yanında yaşıyormuş. Ben benim yaşadığım şehre taşınmasını beklerken oraya taşınmış. Bu esnada eski çalıştığı işyerini de 60 bin tl kadar dolandırmış, mahkemesi devam ediyormuş. İrtibat kurduğum kadından ayrıca sevgilimin sapasağlam olduğunu, verem veya akciğer kanseri olmadığını, hiç bir zaman da böyle bir hastalığı olmadığını şok geçirerek öğrendim. Öğrendiklerim bunlarla da bitmedi. İzmit'te bir firmada işe başladığını ve çalıştığı yerde kendinden yaşça büyük ve çocuğu da olan müdürüyle yakın zamanda nişanlandıklarını söyledi kadın bana. 

Ölüyorum sanmıştım artık hayatım bitti diye düşündüm. Komşusundan nişanlandığı kadının numarasını aldım. En acı olan da o kadınla telefon konuşmamdı. Ben onun benim sevgilim olduğunu söyledim, daha dünkü mesajları var elimde diye; kendisi nişanlandıklarını ev baktıklarını söyledi... Kadına tüm fotoğrafları attım yanlıştan dönsün diye. Ancak tabii olayın kahramanı bunu da bir şekilde atlatmayı başarmış. Neymiş ben deliymişim, şizofrenmişim benimle bir hafta takılmış ben onun peşini bırakmıyormuşum. Kadına benimle ilgili söylemediğini bırakmadı. Onlarca fotoğrafımız vardı, ailesiyle de dahil. Bunlar bir hafta içinde olacak şeyler değildi. Kadına bu fotoğrafları gönderdim. Kadın da bana fotoğraflar gönderdi. Meğerse kadının çocuğu, annesi, kadın ve sevgilim beraber aynı evde yaşamaktalarmış. Ben onun hastalığı için ve uzakta diye üzülürken o kendine hiç bilmediğim bir şehirde yeni bir hayat kurmuş. Sonra elimi eteğimi her şeyden çektim. Kendimi eve kapadım, sadece ağlıyordum...


Bu olaydan birkaç ay sonra kadınla ayrıldılar ve tekrardan bana dönmek istedi. Bende hala yarım kalmışlıklar vardı ve bir şekilde beni saçma uyduruk hikayelere tekrar inandırdı. Beni aldatmadığına, bensiz olamadığına dair bir çok şey uydurdu. O aralar güçlü değildim, inanmak istedim sanırım. Gitmek istedim ve gittim yine aynı belaya. Birkaç ay güzel geçti ama artık en ufak bir kavgada ağza alınmayacak tüm küfürler hakaretler, küçümsemeler her şey oluyordu ve yalanları da artarak devam ediyordu. Gece ne hikmetse erkenden uyuyacağı tutardı mesaj atarım cevap yok, ararım ses yok... Aldatıyordu yine belliydi... 


En son bitiren ise benim yaşadığım şehre kesin olarak taşınacağını, işi ayarladığını, evi tuttuğunu söyledikten sonra ortada geçerli bir sebep yokken “yeter be senin için şehir mi değiştireceğim" demesiydi. Yani ev tuttuğu, iş bulduğu, yanıma geleceği, taşınacağı hepsi koca bir yalandı. Tesadüf eseri bu bloğu buldum bir gün. Okudukça bunun sağlıklı bir ruh hali olmadığını anladım, tamamen bir aydınlanma geldi ve taşlar yerine oturdu. Bunun üzerine resti çekip, her şeyi silip bir anda bir kenara attım tam da o gün. Kendimin psikolojik sorunlarım olduğunu düşündüğüm bir anda "Dur dur sen iyiymişsin, asıl sorun hasta oradaymış" diyerek kendime geldiğim bir süreçti. 


Hala da etkisi devam ediyor çünkü abartı sahte bir aşkı yaşadım. Fazlasıyla yoğun bir sevgi bombardımanına tutuldum ve bu benim hayatımdaki ilk ve tek aşkımdı. Bu olaydan sonra şuan yoğun bir sevgi ihtiyacı hissediyorum çünkü uzun süre hayatımda olan kişi bir anda yok oldu, boşluğa düşürdü bu da beni haliyle. Umuyorum ki ben ve benim gibi durumda olan sizler bu hastalıklı sapkın ilişkiden en kısa zamanda kurtulursunuz. 


Kısa ama güzel ömrünüzde kaliteli insanlar ve kaliteli zamanlar geçirmeniz dileğiyle.


SONRAKİ HİKAYE

Yorumlar

  1. Sürekli oluman lazım konuyla ilgili başka türlü atlatamıyorsun özlüyorsun çünkü

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popular Posts

Narsist Yakınlarının Hikayeleri

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?