Narsist Kadının Kocası

Herkese selamlar,

8 yıldır evliyim.Bir kızım var ve narsist bir kadınla evli olduğumu yeni fark ettim.

Eşim beni çok eleştirirdi. Giyimim, konuşmam, oturuşum, beni ben yapan her şey onun için bir eleştiri kaynağıydı. Bana hep yetersiz olduğumu hissettirirdi, aşağılardı, kendine yakıştırmazdı beni. Ben de bu tavırlar karşısında öfkelenirdim. Kendimi tutamayıp kavga anında bazen küfür ettiğim oluyordu. Bu davranışımdan çok utanıyordum, haklıyken haksız konumuna düşüyordum, her seferinde af dileyip özür diliyordum ve konuyu kapatıyorduk. Fakat eşim bir türlü tatmin olmuyordu, sürekli huzursuzdu. Hayatta başına gelen her kötü şeyden beni sorumlu tutuyordu. Sürekli onu gerilettiğimi, ona layık olmadığımı dolaylı yoldan hissettiriyordu.

Onunla birlikteyken çoğu zaman suçluluk hissediyordum, çok sık kavga ediyorduk. Derken bir gün psikoloğa gitmeye karar verdik. Eşimi seviyordum, onu kaybetmek istemiyordum. Bunun için elimden geleni yapmak ve kendimi geliştirmek konusunda istekliydim.

Benim ailevi sorunlarım, özgüven problemlerim vardı. Terapiler esnasında annemin narsist olduğunu öğrendim. Annemle uzunca bir süre çatıştık, geçmişin kapanmayan hesaplarını kapattık.

Eşimle kavgalar hala istikrarlı bir şekilde devam ediyordu. Her şey kavga için bir bahane sebebi olabilirdi. Ben sürekli bir şeyleri doğru yapmaya çalıştıkça sanki daha da dibe batıyorduk. Bu ilişkide beni boğan bir şey vardı ama adını koyamıyordum. Derin bir depresyona girdim, öz saygım tamamen bitmişti. Arkadaşım kalmamıştı, ailemde görüştüğüm kimse yoktu. Eve gidiyorum “canım çok sıkkın bu gün” dediğimde aldığım cevap “benim de canim çok sıkıldı” oluyordu. Bir kez daha neye canımın sıkkın olduğunu sormayan bir kadın vardı karşımda. Aksine sürekli ben onu teselli ederken kendimi buluyordum. Ne olduğuna anlam veremediğim melankoli denizinde boğulmaya başlamıştım.


Kızıma yetemiyordum, hiç enerjim ve sabrım yoktu. İşyerinde de saygınlığım kalmamıştı. Evdeki psikolojimi işyerine yansıtıyordum. Kendimi işe veremiyordum, kafam çorba gibiydi. Sanki narin bir bitkiye tuzlu su vermişçesine beynim büzüşmüştü. Derken bir gün kendimi intiharın eşiğinde buldum. Kendime şu soruyu sordum; “Neden intihar ediyorum?”

Hayatımda pozitif hiçbir geribildirim yoktu. Gururumu oklayan hiçbir şey yoktu. Hiç arkadaşım, ailem yoktu. Evlenmeden önce etrafımda olan herkesten uzaklaşmıştım. Yalnızlıktan geberiyordum. 
O günlerde geçici bir iş değişikliği durumum oldu. Evden bir süre uzaklaştım. O sürede tekrar nefes aldığımı hissettim. “Yaşamayı unutmuşum ben ya” dedim. Yaşadığım durumlara şöyle bir uzaktan baktım ve ilk kez kendimdeki değil eşimdeki sorunun ne olduğuna odaklandım. Ve yapbozun parçaları birleşti. Karımın narsist olabileceği fikri aklıma geldi. Önce “yok ya, bu saçma sapan teşhisleri insanlar birbirlerini yaftalamak için kullanıyor” diye düşündüm. Eşim de bana “senin annen narsist, sen de narsistsin o yüzden böylesin” diyip duruyordu. Ben de bunu düşünüp terapiye başlamıştım. Mükemmelliyetçi kişilik özelliğim vardı ama kesinlikle narsist değildim. Empati yapabiliyordum, pişmanlık duyuyordum. Hayvanları, insanları, çocukları seviyordum. Mükemmelliyetçi yapım bana, karıma ve kızıma zarar veriyordu ama  farkındalığımı geliştirip bu konuda çalışıyordum. Yine de değişen bir şey yoktu. Karım hala mutsuzdu. Ne yaparsan yapayım tatmin olmuyordu, huzurlu değildi. Sürekli ayrılık ile tehdit edip duruyordu, canım çok yanmasına rağmen ona yalvarıyordum, kızımız çok küçüktü. Doğrusu bende ayrılacak cesaret de yoktu, o da biliyordu. Kendimi bir fino köpeği gibi hissediyordum. Kapana kısılmış görünmez adam, ağlayan sızlayan, acıksan, ölsen kimsenin 
umurunda değil, görünmez adamsın sen…

Artık canıma tak etti, ben de arsızlığa vurdum. “Benimle ilgilen, bana şefkat göster, güler yüz göster” diyordum.

“Ben senin annen miyim, herkes sevgisini başka türlü gösterir” diyordu.Sevişmek istiyorum ama asla sevişmek istemiyordu, seviştiğimiz zaman da sevişme değil de benimle masturbasyon yapıyor gibi hissediyordum. Sanki bana bir insan değil de  vibratörüm gibi davranıyordu, cinsellikten nefret eder oldum. Böyle sürüp gitti iste tabii ki böyle yazınca karşı tarafın söz hakki olsa o yüz sayfa yazar sen onu yaptın bunu yaptın diye.

Bu yazıyı okuyan arkadaşlara tavsiyem; sevdiğinize söyle bir bakın tartışmalar önemli değil.

  • Bir kere olsun ben hatalıyım demiyorsa,
  • İlişki içinde yaşanan kavgalardan utanç duymuyorsa,
  • Suratında hiçbir zaman pişmanlık görmüyorsanız,
  • Hayvanları, çocukları sevmiyorsa,
  • Bir ortama girdiğinize sizi görmeyip ortamın ilgi odağı olmaya çalışıyorsa,
  • Size yetersiz hissettiriyor ve suratına baktığınızda ne hissettiği konusunda hiçbir fikriniz yoksa,
  • Hastayken sizi mızmızlanmakla suçluyorsa,
  • İlişkinin yükünden ezilmiş ailenizden arkadaşlarınızdan uzaklaşmışsanız,
  • Aynaya baktığınızda “ulan ben bu kadar mutsuz muydum eskiden” diyorsanız,

Acilen bir psikoloğa gidin. Çünkü ortada ciddi bir sorun var demektir.


Bu insandan çocuğunuz filan yoksa arkanıza bakmayın kaçın riske atmayın. Tereddüt ederseniz fino köpeği olursunuz.

Bu insanlar eşlerini, çocuklarını deli de eder, katil de, manyak da; çünkü bu insanla olmak tecrit altında olmaktır. Bütün korkularınız, psikolojik sıkıntılarınız, ruhunuzda ne kadar delik varsa gözünüze sokar, suçluluktan gebertir, sonra da basar giderler.

Allah hepinize sabır versin yalnız değilsiniz. Bizim de sınavımız buymuş. Kaybolan yıllar, parçalanan özgüven… Sonunda da en şanssızlar için bir deli gömleği ve bir çift boynuz belki de…

Hoşça kalın, kurban olmaktan kurtulmanız dileğiyle….

Yorumlar

Popular Posts

Narsist Yakınlarının Hikayeleri

Narsist Geri Döner Mi?

Aşırı Bağlanma Problemi: Hastalıklı Bir İlişkiyi Sürdürmenin Psikolojisi