İntihara Sürükleyen Narsist Sevgili

Bu sayfayı görünce gözlerime inanamadım. Ve gerçekten rüya zannettim bir an. Biri benim yaşadıklarımı nasıl bu kadar tıpatıp anlatabilir. Uzun bir süre narsist birinin her tür işkencesine maruz kaldım. Yazılarda geçen her şeyi belki de daha ağırlarını bizzat yaşadım. Ve terk edildim. Hem de hayatımın en zor en savunmasız anında.

O benim ilk aşkım, ilk göz ağrımdı. O ne yapsa kabuldü her şeyiyle gözümde mükemmeldi. Asla eksiklerini görmedim hep iyi taraflarını gördüm. Ve sonunda “Seninle bir ömür geçiremem” diyerek beni terk etti. Benimle kurduğu bütün hayalleri gerçekleştirecekmiş ama başkasıyla... Ne kadar ağır sözler bunlar. Oysaki ben onun her şeyini kabullenip, seven bir kalple yanında olmuştum her zaman. Ne olursa olsun, ne yaparsa yapsın onu sevip iyileştirmeye, ömrümü onunla geçirmeye hazırdım. O kadar yazık ki…   

Narsistle ilişkimiz yaklaşık 2 yıl sürdü. Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki bu 2 yılın 1,5 yılı onunla yaşadığım ilk zamanları özlemekle geçmiş. Okuduğum kadarıyla çoğu kişide de böyle oluyor. Kendi yaşadıklarım ve kişisel tespitlerime göre bir narsistle ilişkiniz varsa önce en zirveyi gördükten sonra sürekli yoksunluk içinde hissediyorsunuz.  Narsistler bunu bilerek yapıyorlar.  Ben kendi tecrübemde ilişkinin ilk zamanlarında, o kadar romantik sürprizlerle o kadar farklı hediyelerle şımartılmıştım ki.  Bunu yapan adam bile beni terk ettiyse herkes beni terk eder diye düşünüyordum. “O harika biriydi, ben onu kendimden soğuttum” diyordum kendi kendime.  Rüyalarımda bile ona sarılmaya çalıştığımı, onun da her zamanki duygusuzluğuyla beni itiverdiğini görüyordum.  İlk zamanlar yarattığı “harika” imajı, sonradan inanılmaz bağlayıcı olabiliyor ve kendinizi suçlama eğilimi olan biriyseniz narsist bunu çok güzel kullanabiliyor. 
Benim hayatımdaki narsist, etrafındaki insanlarla iletişiminde de benzer şekilde iyi bir ilk imaj yaratmakta ustaydı. Öncelikle iyi bir işi vardı, başarılı bir akademisyendi. Yardım derneklerinde faaliyetleri vardı. Etrafa sorsanız; namazlı, abdestli, işinde gücünde,  dürüst ve çalışkan biri olduğunu söylerlerdi. Bu durum da her sorun yaşadığımızda benim kafamı karıştırıyor, sorunu kendimde aramama sebep oluyordu.  Aynı yerde çalışıyorduk, benim okulum da bir yandan devam ediyordu. Bir gün kurumumuzda çalışan sekreterlerden biriyle konuşurken "ablacım/abicim nasılsın"  gibi kelimeler kullanarak samimi bir şekilde diyaloğa girdiğimi gördü.  Bana dönüp;  “Bu  sekreterlere fazla yüz vermeyeceksin. Sonra seni ciddiye almazlar. Sana hanım diye hitap etmeliler” demişti. O zaman üzerinde durmadım ancak bu bile güç duygusuna dair bir işaretmiş aslında.

Onunla ilişkim ilerledikçe giderek özgüvenimin düştüğünü/zedelendiğini ilk başlarda fark edemiyordum. Tam olarak adını koyamasam da onunla birlikteyken kendimi güzel ve değerli hissetmiyordum. Etrafımda ne kadar güzel olduğumu, ne kadar eğlenceli bir insan olduğumu, ne kadar zeki olduğumu söyleyen birçok insan olmasına rağmen ben kendimi asla yeterli bulmuyordum.

Ben onun zekasıyla her zaman gurur duyarken, o her zaman beni aşağılardı. Ağzından bir kere bile beni onaylayan bir söz duyamadım. Oysa ki ben üniversite sınavında derece yapmış, yurtdışının en iyi üniversitelerine kabul edilen biriyim, ama kendimi nedense hiç zeki hissedemiyordum. Narsist bana bunu öyle kabullendirmişti ki… Ne zaman kariyerimle ilgili beni ileriye götürecek yeni bir adım atmak istesem hep alttan alta bir küçümsemeyle karşılaştım. Bu konuda ondan her destek beklediğimde duyduğum cümle hep aynıydı: "Senin neyine? Sen önce okulu bitir!" Ve ben yine sadece ona inandım... “Benden bir halt olmaz” dedim kaba bir tabirle.  Adım adım özgüvenim kayboluyordu. 

Ne yaparsam yapayım onun için asla yeterli olamıyordum.  Bana sürekli onu asla mutlu etmediğimi hissettiriyordu. Ona “benimleyken çok mutlu olmanı istiyorum ama seni mutlu edemiyorum” derdim. Mutlu etmek için pahalı hediyeler mi almadım, evine balonlar doldurup doğum günü sürprizleri mi yapmadım, örgü öğrenip eldivenler mi örmedim… Ama resmen sünger gibiydi. Doymak bilmeyen bir sünger… Ne verirseniz verin yetmiyordu.

Ben onu mutlu etmeye çalıştıkça o memnun olmayacak bir şeyler mutlaka buluyordu. Öyle zor durumlarda bırakırdı ki beni…

Örneğin bir gün bir arkadaşıma “geçmiş olsun” yazdım diye bana bağırmaktan sesi kısıldı. Sokak ortasında delice bağırdı. Arabadaydık. Bana vurmuyor ama arabaya öyle bir vuruyor ki. Araba sallanıyordu. O kadar abartmıştı ki hatta olayı gören birisi kadına şiddet var diyerek polise ihbarda bulunmuş. Polis geldi ve “bir şey varsa söyleyin” diyerek beni zorladı. “Hayır yok o benim sevgilim. Tartıştık sadece” diyebildim. İncir çekirdeğini doldurmayacak bir şey nedeniyle deli gibi sinirlenebiliyordu. 

Ona her kendimi ifade etmeye çalıştığımda bir duvarla karşılaşırdım adeta. “Beni böyle kabul et, etmeyeceksen git” derdi. Asla konuşarak anlaşamazdık. Farklı bir dil konuşuyor gibiydik.

Ben narsistten önce etrafımda sevilen ve aranan biriydim. Arkadaşlarımın çoğu benimle görüşmeye can atar, çoğu zaman da bunu dile getirirlerdi. Fakat narsist ne yaptı dersiniz? Saçma sapan kıskançlıklarla, oyunlarla benim herkesle görüşmemi yasakladı. Beni seven herkesi benden uzaklaştırmaya yemin etmiş gibiydi. Ailem dahil etrafımdaki herkes giderek uzaklaştı benden. 7 yaşındaki kardeşimle sarılıp uyumam bile “kalbini derinden yaralar (!)”, onu kırardı. 

Onunlayken okulun psikoloğuna gidiyordum. Başlarda narsisti hiç anlatmadım. Anlatırsam ne olacağını biliyordum. Psikolog bu sorunları fark edecek ve ayrılmam gerekecekti. Görmezden gelmek istedim. Onun masum olduğuna inanmak istedim. Çok seviyordum. Psikolog bana “bu ilişki sağlıksız, o sorunlu” dese devam edemeyeceğimi hissediyordum. Bu nedenle kimseye uzun süre hiçbir şey anlatamadım. 

Haftalarca uyku problemi çekerdi. Olur olmaz halüsinasyonları vardı. Geceleri kapının arkasında çocuk gördüğünü söylerdi. Beni arardı. Ağlardı. Benimle uyuyunca görmediğini söylüyordu. Kaç kere yalvardım psikiyatriye gidelim diye. “Olmaz. Şizofreni derler. İlaç istemiyorum” dedi. “ Ben seni deli olsan, şizofren olsan da severim yeter ki iyi ol” diyordum. Çok kötü bir çocukluk geçirmiş. Babası öldüresiye dövermiş, asla sevgi göstermezmiş. Babasından hem nefret eder, hem de ona garip bir hayranlık duyardı. 

Bir keresinde bağırıp üstüme geldiğinde hiç unutmuyorum korkup geri gitmiştim refleks olarak. Bir an gözleri kocaman oldu. Oturdu kaldırıma, ağlamaya başladı. “Benim babama baktığım gibi bakıyorsun. Bana yardım et. Babama benziyorum. Beni kurtar” dedi.  O zaman bu sözleri o kadar samimi gelmişti ki. Gerçekten yardım istiyor sandım. Ama şuan bakınca hepsinin palavra olduğunu görebiliyorum. Benim yardım çabamı ve merhametimi kullanıyordu yalnızca. Bana kötü davrandığında ondan ne zaman ayrılmak istesem bana sürekli “ne olur beni bırakma, ben sensiz yapamam, beni iyi bir insan yap. Babam gibi olmak istemiyorum” derdi.  

Psikoloğuma artık durumu anlatmaya başladığımda, her gittiğimde ağlıyordum, “bu durumun bir çözümü varsa ben ondan kopmak istemiyorum”  diyordum. Gerekirse psikiyatrist olurum tedavi ederim, ama onsuz yaşamak istemiyorum” diyordum. Ne kadar sağlıksız değil mi? 

Yardıma ihtiyacı olduğuna inandığım için bütün sabrım ve sevgimle yanında olmaya, ona destek olmaya hazırdım. Yeter ki iyi olalım diye çaresizlik içinde bir çare arıyordum. Terapiye gitmek istemiyordu. Ona dedim ki “Ben psikiyatrist olur seni evde tedavi ederim. Kimse bilmez. Bir odamızı hastane odası yaparız. Gizli olur. Terapi sırasında iş seyahatinde olduğunu söyleriz. Ben seni asla bırakmayacağım” dedim. Ne kadar da safmışım…

Umurumda değildi. İsterse adam öldürmüş olsun. O benim kayıp yarımdı. Mutlaka onunla yaşlanmalıydım. Ayaklarım yere basmıyordu. Onu gerçekten çok seviyordum. Henüz 2 aylık sevgiliyken bile bana dese ki “böbreğini ver” verirdim. Hiç düşünmezdim bile. Ya da mesela ona bir şey olsa, sakat kalsa, bir ömür boyu bakardım her şeyiyle ilgilenirdim. Öyle çok seviyordum ki...

Buna rağmen benimle ilk kez birliktelik yaşamak istediğinde ben istemiyorum dedim. Daha önce kimseyle birlikte olmamıştım. Onu çok seviyordum ama çekincelerim vardı, inançlı biriyim ve inancım gereği bu konuya çok açık değildim. Böyle olduğumu da biliyordu. Yine de ona birlikteliği istemiyorum dediğimde hiç beklemediğim bir tepkiyle karşılaştım. Bana anlayış göstereceğini düşünüyordum oysaki yüzünün ifadesi çok tuhaftı. Yüzüme öyle bir tiksinir gibi baktı ki, öyle bir nefretle” çık git şuradan” dedi ki şok oldum. Ardından beni ittirdi. “Kendimi kötü hissettirdin” dedi. Tabii her zamanki gibi yine ben suçlu olmuştum. Kendime kızdım. Özür diledim ondan. Gönlünü almaya çalıştım.

Aramız düzelse de konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyordu. Binlerce kez reddetmeme rağmen ısrarla birlikte olmak istedi. “Çok istiyorum, lütfen, ne olur, neden istemiyorsun anlamıyorum” gibi cümleler kuruyor ya da kendimi suçlu hissettiriyordu. Bu şekilde beni ikna etti sonunda ve birlikte olduk. Keşke hiç olmasaydık...

Birlikte olduğumuz ilk günün sabahında beni yalnız başıma bıraktı. Uyandığımda yanımda değildi. Arkadaşlarıyla stüdyoya gitmiş. İlerleyen günlerde de benden soğumuş gibi davranıyordu. Kendimi o kadar iğrenç hissettirdi ki...  Bende bir sorun mu var diye düşünmeye başlamıştım. Neden böyle davrandığını sorguladığımda “Demek ki kimse sınanmadığı günahın masumu değilmiş, daha önce fırsatın olmamış ki bunu yapamamışsın. Bunun şeraitte cezası 20 kişi ortasında taşlanarak öldürülmek biliyorsun değil mi?” gibi laflar söyleyerek beni yaraladı. İnançlı olduğumu gayet iyi bildiğinden bunu da bana karşı çok güzel kullanıyordu.

Kendimi pislik gibi hissediyordum. Oysa ben aslında o kadar katı düşünemezdim. Ama sürekli bunu dikte ettiği için ne zaman ondan ayrılmak istesem aklıma hep bu olay geliyordu. Bari evleneyim de vicdanım biraz olsun rahatlasın diyordum. Bir yanım kaç kurtul diyor diğer yanım seviyordu. “Kötü özellikleri var, şiddet uyguluyor, ama olsun beni seviyor" diyordum. Hem sonrasında vicdan azabı çekmek, başka birini sevememek daha kötü.  Zamanla zaten düzelir” diyerek kendi kendimi avutuyordum. Başkasını mutlu eder, sonra deliririm diye korkuyordum.

Bu arada yaptığım en ufak şey sorun olmaya başlamıştı. "Bileğin neden görünüyor?”, “Bu kadar dar giyme!”, “Başını aç madem ne anlamı kaldı? Annem başını örtmez ama pek çok başörtülüden daha namusludur", "Erkeklerle konuşma, kimseyle tanışma adını bile bilmesinler" gibi baskılarla üzerime gelirdi. Oysaki şimdi başkasıyla birlikte. Bana gelince en muhafazakar ve ahlaklı kesilen, en ufak bileğimin görünmesini bile sorun eden adamın şimdi yeni sevgilisiyle partilerde, içkiler içip eğlendiğini görüyorum. Kendinden büyük kadınlarla sarmaş dolaş fotoğraflar paylaşıyor. Gözlerime inanamıyorum. Bir insan nasıl bu kadar değişebilir anlam veremiyorum.

O zamanlar bunları beni sevdiği ve kendince iyiliğimi istediği için yaptığını düşünüyordum. Ama ondaki bu 180 derece değişimi gördükten sonra artık hiç de samimi gelmiyor. Uzun zaman boyunca bariz ortada olan şeyleri görmemeye çalıştım kendimce. Fakat yaşadığım bir olay benim ilk defa gözümü açmama vesile oldu. Bir keresinde yaşadığımız bir tartışma sonrası gece yarısı beni sokakta ittirmişti. Yere düştüm. “Numara yapıyorsun, ayağa kalk” diyerek beni kolumdan çekiştirip tartaklamaya, bana küfür etmeye başladı. Sonra da beni orada bırakıp öylece gitti. O esnada çok samimi bir arkadaşım bizi görmüş. Yanıma geldi. Kollarımdan sarstı. “Sen ne yapıyorsun, buna mı layıksın? Ayrıl bu adamdan” dedi. Çok kötü hissediyordum kendimi. “Olmaz, çok seviyorum o düzelecek” diyordum hala. “Düzelmeyecek, sen katlandıkça daha da kötüye gidecek” dedi. “Kendim yaşadım, biliyorum” dedi. Bu ihtimali hiç düşünmüyordum o ana kadar. O an o kadar yıkıldım ki. Size anlatamam…


Narsisti aradım "Bana isteyerek yapmadım de. Ne olursun pişmansın değil mi?" dedim. Ne dese beğenirsiniz? “Hayır, gayet isteyerek yaptım. Sinirimi tepeme çıkardın. Yine olsa yine yaparım. Bu muameleyi görmek istemiyorsan beni zorlamamayı öğren” dedi…

Aslında her şey ortadaydı fakat ben her seferinde düzeleceğine, o ilk günlere geri döneceğimize, yeterince çaba gösterirsem onu iyileştirebileceğime inanmak istiyordum. Her yaptığı şeye rağmen affedip tekrar denemeye çalışıyordum. Bazen dayanamayacak hale gelip onu terk etmek istiyordum ancak o zamanlarda da kendisi beni asla bırakmıyordu. O kadar hastalıklı bir hal almıştı ki ilişkimiz. İçinden çıkamıyordum. Onun küfürlerini, baskılarını, dayaklarını aşağılamalarını defalarca affettim. İçimdeki inançla sabrettim, fakat gösterdiğim çabanın hiçbir anlamı yoktu sanki onun gözünde. Hatta en sonunda dedi ki "sen beni 50 kere terk ettin, affettin. Ben seni 1 kez terk edeceğim ve bir daha asla seninle görüşmeyeceğim." Dediğini de yaptı. Bunu hazmetmek öyle zor ki...

Geçen sene bir kavgamız sırasında bana yine boğazı yırtılana kadar bağırdı telefonda çok basit bir şey yüzünden. Oysaki ona sadece sakince “Hayatında başka biri mi var?” demiştim. Şüphelenmiştim çünkü. Küplere bindi. Delirdi resmen. Bana saatlerce hakaret etti, bağırdı. “Öl, geber, ölmezsen ben kendi ellerimle boğucam seni. Ne yapmamı istiyorsun? Gelip seni orada darp mı edeyim? Sonra kadına şiddet diye dolanacaksınız. Hak ediyorsun işte. Yanına gelirsem seni ellerimle boğucam” dedi. Aldattığını hissettiğim için yine ben suçlu olmuştum.

Madem en sevdiğim insan ölmemi istiyordu o zaman yaşamamın ne anlamı vardı? Zaten uzun süredir psikolojik sorunlar yaşıyordum. Anti depresan kullanıyordum. O telefonu kapattıktan sonra ben ağlaya ağlaya 1 kutu antidepresan ilacımı içtim teker teker. Ellerim titriyordu, ama nedense içmeye devam ediyordum. Kendimi durduramadım. Uzun bir süre ağladım. Onu aradım yine o çaresizlikle. Tek kurtarıcım o gibi gelmişti o an nedense. Beni ancak o kurtarabilir diye düşünüyordum. Ölebilirdim. 

Korkuyordum. Hastaneye gitmem gerekiyordu. Onu aradım. Telefonlarımı açmadı, mesajlarıma cevap vermedi. Ondan başka kimsem yoktu. Bütün yakın arkadaşlarımla ilişkimi koparmıştı. Tek bir kişiyle görüşüyordum o da onun arkadaşıydı. Onu da aradım. Altında arabası olmasına rağmen o da kalkıp gelmedi. Sonradan fark etim ki birbirlerine çok benziyorlar. İkisi de narsist. Zaten egoları çok çatışırdı. Arkadaşı bana kendi kendime hastaneye gitmemi söyledi. Sonrasında istersen yanıma gel falan dedi beni çok düşündüğü için(!)

Sanırım ikisi aralarında konuşup benim dikkat çekmeye çalıştığım, numara yaptığım kanısına varmışlardı. Halbuki ben o sırada canımı kurtarmaya çalışıyordum. Bir yandan saat hesaplamaya, diğer yandan da kusmaya çalışıyordum zehirlenmemek için. Zamanında yetişemezsem bir anlık gaflet sonucunda narsist yüzünden hayatımı kaybedecektim.

Narsist nihayet telefonu açtığında “Ben uyucam, hap içtiysen de git kendin hastaneye” dedi. Yalvardım yakardım, “çok korkuyorum, ne olur gel” dedim. “İstemeden oldu, kendimi kaybettim” dedim. “Benim ölmemi istedin, kaldıramadım” dedim. Gelmedi… Sevdiğim adam ben ölürken kalkıp gelmedi... Bu o kadar ağır ki. Sonunda kendi çabamla hastaneye yetiştim. Hala gelmesini istiyordum. Kendi canımda değil ondaydı aklım. Delirmiş gibiydim. Uzun uğraşlarım sonucunda benimle hastanenin önünde buluştu. Sert bir suratla karşımdaydı. Acile girdim, midemi yıkadılar. Gözetim altında kalmam gerekiyordu. 1 saat falan bekledi beni. Ben içerideyken mesajlaştık. “Orucum ben çok yoruldum, uyumaya gidiyorum, beni iftardan sonra uyandır” diyerek öylece gitti. Baya basbaya. Çok ilginç. İnsan nasıl bu kadar taşlaşabilir aklım almıyor.

Sonra acilden de kendim çıktım. Hemen yanına gittim. Ona sarılmaya çalıştığımda beni itti. Ağladım, özür diledim. Tek ihtiyacım olan bir nebze anlayış ve şefkatti. Fakat karşımdaki insanın yüzünde, içinde zerre sevgi, zerre merhamet yoktu sanki. Buz gibiydi. “Biz evlenince de mi böyle yapacaksın, çocukları bırakıp zora gelince intihar mı edeceksin?” dedi.


Yine ben suçluydum. Benim çektiğim onca acı ona göre “zora gelince"ydi... "Çocuklarımın böyle annesi olmasını istemiyorum” dedi. 

Her zamanki gibi kendimi suçlu sandığımdan ona kendimi affettirmeye çalıştım. O da benden hemen ayrılmadı. Bir süre daha canının istediği gibi benimle birlikte olmaya devam etti. Aradan zaman geçti. Ben bu süreçte artık bir şeyler düzeliyor sandım. Meğer düzelmemiş. Ayrılmak için gün sayıyormuş. Bir gün beni tekrar aldattığını fark edince sokağın ortasında yine çıldırdı. Bana küfürler etti, insanların içinde darp etti. İşler bu raddeye nasıl geldi inanın bilmiyorum. Ben düzeltmeye çalıştıkça daha da kötüye gitti her seferinde, ben katlandıkça kıymet bilir sanarken daha da kötü oldu. Tüm bunlar olurken de beni tüm çevremden uzaklaştırmıştı. Kendi gibi ruhsuz duygusuz insanların arasına sokmuştu. Hepsi birlik oldular. Günün sonunda ondan şüphe duyduğum için her zamanki gibi ben hatalıydım ve her şey mahvolmuştu.

Sonradan öğrendim ki meğer gerçekten aldatıyormuş. Bana son sözü "Hayatımda başka biri var, onu sevebilirim, onunla mutlu olabilirim, asla senin yüzünü görmek istemiyorum" oldu.

Hem de son vuruşunu babam yoğun bakımdayken, ben perişanken yaptı. Yaşadıklarımı anlatmaya sayfalar yetmez inanın…

Kendimi kullanılmış ve bir köşeye atılmış gibi hissediyorum. Özgüvenim zedelendi, insanlara güven problemi yaşar oldum bu olaydan sonra. Ama toparlamaya çalışıyorum. Uzun süredir hayatımın iplerini elime almak için çaba içindeyim. Psikolojik destek alıyorum. Çok şanslıyım bana destek olan çok insan var etrafımda. Çok güzel dostlarım var. İyi bir psikoloğum var. Ama içimdeki eksiklik hissini tam olarak tamir edemedim henüz.

Ben asıl mücadelenin narsisten sonra başladığını fark ettim. Aynada gördüğüm yabancıyla mücadele en zoruydu. Kendime bunu neden yaptığımı bulmaya çalışmam, kendimi yeniden bulmam çok zaman aldı. Narsist hayatla bağımı öylesine zayıflatmıştı ki. Şimdi  hayatla bağımı yeniden güçlendirmeye çalışıyorum. Birden olmasa da yavaş yavaş iyileştiğimi hissediyorum. Artık kendi hayatıma yön verebiliyorum. Baskılar yok. Hakaretler, aşağılamalar yok. Hayallerime ulaşmak için engeller yok. Dilerim ki kimse yaşamasın bu acıları.

Son olarak narsistle ayrılmadan tam 2 ay önce dayanamayıp yazdığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Eminim herkes aynı çelişkileri yaşıyordur. Aslında çelişki değil, gayet net ne yapılması gerektiği ortada ama insan bir türlü o zehri atamıyor ilginç bir psikoloji. O kadar iyi niyet ve sevgiyle, inançla yaklaşmıştım ki ona. Oysa en büyük zararı kendime vermişim... O zamanki psikolojimle yazdığım yazı ise aşağıdaki gibi;
Neden Ayrılmalıyım?
  • İlişkimizin yıprandığını ve bir daha geri dönülemeyeceğini düşünüyorum.
  • Eskiden senin yanındayken dünyanın en şanslı insanı gibi hissederdim. Dünyanın en büyük sevgisiyle beni sevdiğini düşünürdüm. Ama artık beceriksiz, değersiz ve kötü hissediyorum.
  • Asla ortak noktada buluşamıyoruz.
  • Beni sürekli azarlayıp laf sokuyorsun. Bu kendime olan güvenimi kaybetmeme neden oldu. Bana karşı tahammülsüzsün.
  • Beni sevmediğini, ayrılsak bir gün bile acı çekmeyeceğini düşünüyorum
  • Mutsuzum hem de çok ve artık mutsuzluktan yoruldum
  • İlişkimizin şimdisinde tutunacak bir şey bulamıyorum. Geçmişe, ilk zamanlarımıza tutunarak ilişki yürütmenin sağlıklı olmadığını biliyorum.
  • İçindeki saldırganlık beni korkutuyor. Bana hem ruhsal, hem fiziksel zarar vereceğini düşünüyorum.
  • İyi bir evlilik kurabileceğimizden ve çocuklarıma iyi bir baba olabileceğinden şüpheliyim.
  • Benim depresif zamanlarımda yükümü taşımak istemiyorsun. En basitinden adet öncesi sıkıntılarım bile artık gözüne batıyor. Öğle arası birlikte olalım dememin bile günlerce lafını ediyorsun.
  • Ailenle iyi anlaşabileceğimden şüpheliyim. Size göre normal olan pek çok şey bana göre sorun hatta canice geliyor.
  • Sana zamanında yaptığım hatalar için ömür boyu öfkene maruz kalmamın hak olduğunu düşünüyorsun. Bu acımasızlığın beni korkutuyor. Gözlerinde sevgiyi göremiyorum. Şefkati bile göremiyorum.
  • Beni eskisi kadar sevmediğini, ayrılmakta zorlanmayacağını, bütün bunların sorumlusunun ben olduğumu söylemen beni senden uzaklaştırıyor. 
  • Açlık, uykusuzluk, sınav, dersler gibi günlük şeylerin sende daima öfkeye dönüştüğünü düşünüyorum.
  • Her zaman senin benden daha kırıcı, daha acımasız olduğunu düşünüyorum.
  • Olaylara apayrı pencerelerden bakıyoruz ve senin asla haksız olduğunu düşünmen mümkün değil. Sana bunu hakaret olarak söylemiyorum ama gerçekten egon beni senden iten en büyük etken ve bu değişebilecek bir şey değil.  
  • Ayrılmak istemem şu anki halimizle ilgili değil. Geçmişimize baktığımda içimde geleceğe dair bir umut olmamasıyla ilgili.
  • Buna yine yetmez diyeceksin, ama inan ayrılmak için saydığım 16 sebebin karşısında durabilecek tek şey sevgim. Seni deliler gibi seviyorum...
  •  Bu bunalımların geçici olacağını ve yılları sonra "iyi ki ayrılmamışız" diyeceğimiz günü hayal ediyorum ve eğer günün birinde bunu söyleyebilirsek inan ki her şeye değecektir.

Yorumlar

  1. Bi narsisfle yasiyan herkes solugu pskologta aliyor. Bende surekli kendimi degersiz hissederdim. Uzaklasmak en iyisi, sürekli geri dönecek ama sen kararından vazgeçme. Çünkü öyle birine asla yaranamazsin.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popular Posts

Narsist Yakınlarının Hikayeleri

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?