Narsistin Cinsel İstismarı

Merhabalar, hikayeme nereden başlayacağım inanın bilmiyorum ama bu gerçekle yüzleşmek hem çok acı, hem de benim gibi bir çok insanının bu ortak payda buluşması bir o kadar güçlü kılıyor beni...


Biz onunla sosyal medya da tanıştık. Dış görünüş ve giyim olarak benim tarzım olmayan birisiydi. Ancak zekası inanılmazdı, ağzı çok iyi laf yapıyordu. Daha ilk buluşmamızda bir insandan duymak isteyeceğim ne varsa biliyormuş gibi bana çok ağır başlı olduğumu, bu zamanda böyle birinin olmadığını söylüyordu. Ayrıca diğer kızların çok güvenilmez olduğunu, benim gibi hem güzel hem de karakterli birisinin artık kalmadığını da sürekli yineliyordu. Aile, arkadaşlık, ilişkiler, hayata genel bakış açımız o kadar aynıydı ki, kısa sürede bir yakınlık kurmuştuk. Gayet güzel ve zarif bir şekilde işliyordu beni bense farkında bile değildim ta ki 1.5 sene sonrasına kadar...

Henüz tanışalı 8-9 gün olmuşken bir gece yarısı bir anda "Yanıma gel hadi" dedi. Ben beynimden vurulmuşa döndüm. "Nasıl yani?" dedim, ağır bir tepki verdim ve konuşmayı kestim. Hafta içi zaten görüşecektik ama böyle olmadık bir zamanda yazıp çağırması tuhafıma gitmişti.  

Sonra kendisinden haber alamadım bir müddet. Duygusal bir boşluğa düştüğüm bir gün ben yazdım ve bu kez görüştük. İlk buluşmamızdı,  çiçek almıştı beni etkilemek için ve gerçekten de mutlu olmuştum. Ama duygusal olarak hiç bir şey hissetmedim. Erkek arkadaşım olabilecek skalada değildi. Maddi seviyemiz arasında da baya fark vardı ama bunu sorun etmezdim, etmedim de. Kibar bir dille etkilenmediğimi söyledim kendisine. Üzüldü, ajitasyon yaptı önce, ancak sonrasında bana dedi ki "Şuanda durum 1.0. Ama olur da bir gün bana yazarsan 1-1 olacak." Şaşırmıştım. Maç mı yapıyorduk? Yarışma mı düzenliyorduk? Anlam veremedim fakat o günden sonra bana yazmadı ve ben duygusal bir boşluğumda kendisine yazdım. 

Bu kez de ani bir şekilde "Yarın sabah erken kalkabilir misin?" dedi. Olur dedim. Birlikte kahvaltıya gittik. Her şey çok güzeldi. Nasıl olduysa ben bu normal şartlarda tipim olmayan ve tabiri caizse çirkin adamın yanında kendimi aşırı mutlu ve iyi hissediyordum.Elimi tuttu, avuç içlerimden öptü ve o gün sevgili olduk. Aslında aklımda onunla hiç birliktelik olmadığı halde ona doğru yoğun bir çekim hissettiğimi fark ettim.

Bundan sadece 1 gün sonra maddiyatı bahane ederek bana güzel bir hayat yaşatamayacağını söyledi ve henüz yeni başlayan ilişkimizi bitirdi. Tabi ben o zaman ondaki durumun farkında değildim, zengin kız fakir oğlan sendromu diye düşünüp üzülüp kendimi kahrediyordum. Ancak bir yandan da asıl meselenin cinsellik olduğuna dair içime bir şüphe düşmüştü çünkü benim bu konuda net ve katı oluşumu  hissetmişti.   


10 gün sonra yeniden yazdı kuzeninin düğünü varmış  "Gelir misin?" dedi. İçinde ukde kalmış beni annesiyle tanıştırmak istiyormuş. Çok hanım hanımcık, ağır başlıymışım. Ailesiyle tanıştıramadan ölürse içine dert olurmuş. Lütfen bin rica bin minnet hatırım varsa diyerek rica etti benden resmen yalvar yakar. Bu tarz insanlar  ısrarcı, inat olurlar. Tek amaçları yeter ki kendi istekleri olsun, her şey elde edene kadar. "Benimle bir daha cinsellik konularına girmeyeceksen gelirim" dedim. "Söz dedi bir daha asla girmeyeceğim o konuya yeter ki sen gel, lütfen" dedi... Normalde asla yapmam. 1 aylık tanıştığım insanın ailesiyle tanışmak büyük bir şey benim için hatta önceki ilişkimde 1.sene sonra tanışmıştım. Neyse sonuç olarak gittim. Çok hoş olmuştum elbisemle ona da takım elbise giymesini rica ettim. "Tamam" dedi uyumluyduk. Çok güzel geçti o o kadar mutluydu ki hissediyordum bunu. Annesi ve akrabaları beni çok sevdi. Düğünden sonra birlikte yemek yedik. Yemekte bana sessizce "Bunlar köprüyü geçene kadar" demişti gülerek. "Nasıl yani?" dedim. Yok bir şey deyip güldü sadece geçiştirdi ve beni eve bıraktı. Annesiyle tanıştırarak güvenimi sağlamıştı o akşam. Hatta tüm akrabalarıyla ve asıl kabus ise bundan sonra başladı...  



Sürekli bir cinsel istekle karşımdaydı. Sürekli gece yazıyor, gündüz beni hiç aramıyordu. Ben reddedince ilgisiz, alakasız davranıyordu. Benden kendisine seksi fotoğraflar atmamı istiyordu.Yapmıyordum, hep hayır diyordum reddediyordum. Ve sonuç olarak ayrılıyorduk. Bir kez yenildim ve devamı hep geldi ne yazık ki. Fotoğraf attıkça istekleri de farklılaşmaya başladı. Her seferinde daha fazlasını istiyordu. Sürekli sorguluyordum ve şikayet ediyordum  "Neden beni mutlu etmiyorsun? Neden normal sevgililer gibi değiliz? Neden sinemaya veya bir deniz kenarına gidemiyoruz? Amaç birlikte olmak anı biriktirmek vakit geçirmek değil mi?" Ama o bunları asla anlamıyordu. "Hak et önce" diyordu. "Hak etmiyorsun ki yapmıyorum saydıklarını"... Değer vermenin hak etmesi mi olurdu bu nasıl bir saçmalık nasıl bir zihniyetti. Geç de olsa anlamıştım beni kullandığını.   

O ara o kadar isyan ettim ki bu kızın da beni görmeye hakkı var" dedi galiba ve beni mutlu etmeye karar vermişti sanırım artık. Fakat o zamana kadar zaten bir çok fedakarlık yapmıştım. Buluştuk, konuşmalarında davranışlarında bir tuhaf yoktu başta. Sonra "Baban arabasını damadına da verir, bana da alır, yapar mı yapamaz mı" gibi şakayla karışık laflar etmeye başladı. Benim kafam allak bullak oldu. Şaka mı yapıyor, ciddi mi anlayamıyordum. Bir ara yanımızdan kızlar geçti, bir kızın parfümüne laf etti, sanane dedim tersledim. İlk defa gözlemleme şansım olmuştu uzun uzun. Bir anormallik vardı onda ama adlandıramıyordum, huzursuzdum ama tarif edemiyorum. "Seni de hiç mutlu edemiyoruz" dedi dönüşte.


Görüşmelerimiz bir ayrıl bir barış devam ediyordu. Ona göre  birlikte olmamız için tek çare benimle cinsellik yaşamasıydı. bitişler ayrılıklar hep bu yüzdendi. Tek kilit nokta buydu. Tek sorun bu. Bu olursa her şey, hepsi çözülecekti. Ben ise istemiyorum derdim hep. Onu istemediğimden değil bunu yaşarsak ona sürekli boyun eğmekten korkuyordum. Bir gün eve çağırdı ama nasıl çağırmak nasıl yalvarmak hayatımda böyle bir yalvarış biçimi görmedim gerçekten tüm samimiyetimle söylüyorum bunu. Aciz gibi saatlerce hem de.. Anlıyorum ki gücü kendinde göremediğinden böyle yapmıştı. O zaman güçlü olan bendim. Çok sevdiğim halde iradesine sahip çıkan, ona karşı koyan bendim. Doğal olarak güçlüydüm. "Karım ol istiyorum, tek isteğim bu" dedi. İsteklerini şirin göstermeyi de biliyordu. Oysa ki aslında benim mutluluğum için hiç bir şey yapmaz, sesimi dahi özlemezdi.  

İlişkimizde  ayrıl barış, gel git durumumuzda hiç bir değişiklik olmamıştı. Tek değişiklik her barışmamızdan sonra sadece seks için konuşur hale gelmesiydi. Bir yandan da beni kullanmıyormuş gibi davranıyordu. "Çok seviyorum bu yüzden çok istiyorum, insan sevdiği kadını ister, arzu eder ben seni eşim olarak görüyorum" derdi. Hep aynı cümleler, hep aynı son oluyordu. Söyledikleriyle yaptıkları birbirini tutmuyordu. Tahammül edemiyordum, katlanamıyordum böyle bir adama. Kendimi o kadar çaresiz hissediyordum ki bir bataklıkta debeleniyordum sanki ama çıkamıyorum. Her çıkmak istediğimde gizli bir güç tarafından  tekrar çamura batırılıyorum adeta ve bunun adını da AŞK koyuyordum. Resmen yaşadığım tam olarak buydu.

Düşüncesizdi. Benim canım seks istemese bile beni yok sayan, "sus ben istiyorum" diyen, hep alıcı hiç vermeyen, zerre fedakarlık yapmayan, beni mutlu etmeyen bu adamı sevemezdim. Ben bu değildim ama seviyordum ya da kendimi öyle kandırdım. Yavaş yavaş kölesi yapıyordu beni onun dışındaki herkese kendimi kapattım. Ayrılıklarda dahi hiç kimseye odaklanamıyordum ve o yazdığında yine  karşı koyamıyordum...

Her geçen gün umudumu enerjimi yitirdim. Bir insanın tek mutlu olduğu şey cinsellik olamazdı ve bununla övünemezdi.
İstediğini almak için bana duymak istediğim kelimeleri söylüyordu sürekli. "Sen mükemmel bir insansın", "mükemmel eş ve anne olur senden bu yüzden eşim olmanı istiyorum", "aile bağların çok kuvvetli" gibi kelimelerle beni işliyordu. Çünkü ben düzen istiyordum, aile olma anne olmak isteme zaaflarımdan vuruyordu her seferinde beni.

"Sevmesem inadın çekilmez", "sevmesem sana katlanmam" diyordu hep. "Özledim. Sensiz yapamıyorum", "bana büyü mü yaptın?", "neden bağlıyım sana bu kadar bir türlü bırakamıyorum" deyip bu cümlelerle beni yumuşatıyor, sonrasında "istiyor musun beni?" diye soruyordu. "Özledin mi beni?" en baş sorusuydu. "Hayır" dersem aşırı hırçınlaşıyor, ağzına geleni sayıp uyuyordu. "Evet" dersem anında dozu daha da artırarak önce beni bir anda inanılmaz yüceltip sonra hiç gibi hissettiriyordu. Hemde koca bir hiç gibi....

Ben ona ulaşmak istediğimde ise ya uykusu vardı, ya duşa girecekti ya şarjı bitmişti, ya uyuya kalmıştı. Hep bahanesi hazırdı. Onu aradığımda asla açmazdı. Sesini duymak istediğimden arardım oysa ki. O kadar özlerdim ki onu... "Özledim ne olur gel bir kez göreyim" dediğimde gelmezdi. Acımasız ve hor davranırdı. Şimdi hatırlıyorum da ne kadar safmışım. Hatta bunu ona da söylerdim. "Saf da değilsin, salak da aksine zekisin. Sen ben olmasam bile başkasını da yola getirirsin" derdi bu aklınla. 

Ben sevginin ne demek olduğunu çok iyi biliyordum. Çünkü geçmişimde sevilmiş,değer görmüştüm. Yatakta sevilecek kadın değildim. Ama yeniliyordum ona, kendime çok kızıyordum her seferinde...

Bu düzen kısır döngü sürekli devam etti. Ayrılış - sosyal medya hesabından ajitasyon - şiir şarkı paylaşımları - barışma - cinsellik - aşağılama - ben böyleyim ben buyum - suçlama - maddiyatı bahane edip yine ayrılış... Hep sömürülme kullanılma. Bizim ilişkimiz buydu...


Ben onun bana  gıdım gıdım verdiği sevgi kırıntılarıyla besleniyordum resmen bu ilişki içerisinde. Bu kadar aciz olmamıştım daha önce... Hele ki ilk başlarda onun gibi bir adama aşık olup seveceğim aklımın ucundan dahi geçmezdi.
Tükenmiştim. Bu duyguyu çekenler çok iyi bilir. Umutsuzsundur geleceğe dair. Hiç kimseye anlatamazsınız ilişkinizi, aksine gizlersiniz. Sürekli endişeli ve kaygılı hatta buluşmaya giderken bile mutsuz gidersiniz. "Napıyorsun" derdim kendi kendime, neden gidiyorum ama yine de gidiyorken bulurdum kendimi. 

Umudunuz yok. Böyle bir ilişki içindeyken her şeyden ve herkesten soğuyorsunuz. Annenizden, aile ve arkadaş çevrenizden dahi... Yalnız kalma duygusu oluyor sürekli bir mutsuzluk bir enerji azalımı. Bitiş, çöküş hali. Ama o yazınca aşırı mutlu olma hali. Tıpkı uyuşturucu gibi bağımlı hale gelmiştim...

Evlilikten bahsedince 2-3 sene beklememem gerektiğini maddi olarak hazır olmadığını söylerdi ki gelecek hiç konuşmazdık. Tamam beklerim o da sorun değildi yeter ki normal bir ilişkimiz olsun. Sonuçta bende çalışıyorum, birlik oluruz bir hayat kurarız dedim. Ama öyle değilmiş...

Kendime olan saygımı yitirdim. Aşağılanıyordum ama nedense bir yandan da çok çok seviliyor süsü veriliyordum. Bir nevi maske takıyordu ama ben anlamıyordum. Kör olmuştum sanki. İyi ama neden? Neden yapıyordu bunu? Bu sorularıma cevabı da şuydu: Onu çok sinirlendiriyormuşum. Kadın kısmı çok geveze olmazmış, terbiye seviyesini o belirlermiş, buna hakkı varmış. Tabii ki her zamanki gibi yine ben suçluydum. Bana göre aşırı saygısız, terbiyesiz, arsız ve pişkindi ve bunu yüzüne de söylediğim çok oldu. "Ben saygısız değilim" derdi hep... Aksine saygılı olduğunu iddia ederdi.

"Başkasıyla olsak bile mutlu olamayız", "Benimle yaşadığın hiç bir şeyden pişmanlık duyma" diyordu. "Sen evli olsan bile ben sana yazarım" derdi, "öyle bağladın beni kendine aşık ettin" derdi. "Ben zehir gibiyim kana girdim mi bırakmam" demişti  bir keresinde de. Şimdi anlıyorum ne demek istediğini. "Ben acı veriyorum bende böyle" demişti.

"Gel dediğimde geleceksin, git dediğimde gidiceksin" dedi bir gün. "Ben neyim köle mi?" dediğimde "hayır" deyip reddederdi, mantıklı bir açıklama sunmadan geçiştirirdi.

Bir gün telefonda beni dövebileceğini bile söyledi. "Erkek döver de sever de" dedi. Ben şok oldum. "Nasıl yani?" dedim. Babası annesini dövermiş bu normalmiş hatta dizini kırmış bu sebepten ve kadın dizinden gerçekten rahatsızdı tanıştığımızda. Bunları duyunca yine ayrıldım. Bu çok değişik birisi dedim kendi kendime. "Arkana bile bakmadan kaç kızım ve bundan aile eş baba olmaz" dedim asla..

Benim aradığım eş bu değildi ki...

Bir gün "sen neden böylesin?" dedim. "Ne yaşadın çocukluğunda? "İstersen doktora gidelim birlikte çözüm arayalım" dedim. Bende bir şey yok dedi. Anlattığına göre güya çok mutlu bir ailesi varmış (yalan tabii ki). Annesi onu çok şımarık büyütmüş. Annesi tüm isteklerini yaptığından kendisine hayır denilmesine tahammül edemiyormuş. "Bu yüzden böyleyim" dedi. Yine suçlu bir başkası.

Böyle tam tamına 1.5 sene sürdü. Her ayrıldığımızda bir şarkı paylaşır ajitasyonlu sözler paylaşır vicdanıma oynardı. Hala oynuyor. Bir gün o kadar canımı yaktı ki. "Allah bu vebalı kanserli ilişkiden kurtarsın beni" dedim. Yeri  geldi benim için ağladı fotoğrafını attı. Yeri geldiğinde onu terk ettiğimde seviyormuş gibi yaptı. Ya da bazen de hiç sevmemiş gibi. Ama hep mış gibi...

Seven insan üzmez. Arar sorar, ilgilenir. Mutluluğunuzda, mutsuzluğunuzda, her anınızda yanınızda olur. Sizi merak eder. Ailenizi, iş hayatınızı, arkadaş çevreninizi merak eder, bunlarla ilgilenir. Gelecekle ilgili hayaller kurarsınız, ortak kararlar kalırsınız. En önemlisi en azından haftada bir görüşürsünüz. Ama biz 3 veya 4 ayda bir görüşüyorduk. Sevgi değil bu aşk değil olamaz da. Hep sorguladım o zaman o süreçte de ama hep bastırıldım, sindirildim...


Bu kötü rüyadan 3 gün önce geç de olsa uyandım. İnanın kendimi aptal gibi hissediyorum. Boş boş bir yere bakıp düşünüyorum, parçaları birleştiriyorum. Kandırılmışım resmen. Dürüst, iyi niyetli, saf olmanın bedelini böyle ödemişim. Ama bundan sonra iyileşicem, iyi olucam biliyorum. Buradaki gerçek hikayeleri yazanlara da ve blog yöneticisine de  o kadar minnettarım ki , bizlere rehber oldunuz...

Değişir mi demeyin, çözüm aramayın. Bu ruh hastalıklı insanlar sizi deli eder. Bakın gerçek manada deli eder. Ben bizzat yaşadım. Bu blogla tanışmadan, bu hastalığı bilmeden önce hayatımda ilk defa gittim psikologdan randevu aldım. Narsist olduğuna ihtimal bile vermeden, hatta narsist kelimesinin ne anlama geldiğini bile bilmeden. Bu  yazıları okudukça gerçekleri anladım...

Onlar asla değişmeyecekler. Değişecek tek şey siz olacaksınız. Onun kölesi ve bağımlısı olmayın.  Olursanız olan yine size, zamanınıza, en önemlisi de kalbinize ruhunuza açılan yaraya olacak...

Daima iyilerle karşılaşmanız dileğiyle...

Sevgiyle kalın 

SONRAKİ HİKAYE

Yorumlar

  1. Bu yaşadıklarini okuduğumda acaba ayni kisiden mi bahsediyoruz diye suphelendim 🤔

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popular Posts

Narsist Yakınlarının Hikayeleri

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?