Aykut'un Hikayesi

Narsist sevgilimle 28 Ocak 2017 gününde nişanlanmamızla birlikte onda bir takım tuhaflıklar fark etmeye başladım. Nişanlıydık ve evliliğe doğru adım adım ilerliyorduk. Babam bize ev almıştı. Evi kendisine ilk gezdirdiğimde çok beğendi, çok mutlu oldu ve özellikle de mutfak dolaplarına bayıldığını söyledi.


O akşam eve gittiğimde ailem "Evi gösterdin mi? Beğendi mi gelinimiz?" diye sordular merakla. Ben de "Durun bir arayayım da kendisinden duyun" dedim. Onu aradım ve hoparlörü açtım. Amacım sevdiklerimle birlikte mutluluğumu paylaşmaktı sadece.
Nişanlım Aysel’de "Çok beğendim, bayıldım. Mutfak dolapları benim için çok önemliydi, bu kadarını beklemiyordum" gibi sözler sarf edince ablam ile babam hoparlörden Aysel'e seslenerek "Çok memnun olduk. Artık mutfaktan çıkmazsınız, hep mutfakta oturursunuz kızım" diye espri yaptılar gelinlerine. İş yerinden de eşimle yıllardır arkadaş olan ablam bu samimiyete güvenerek ve art niyet olmayan şaka yollu bir söz sarf etmişti. Sonra Aysel bana "Telefonu kapatmam lazım işim var" dedi. "Tamam aşkım" dedim. Ne olduğunu ya da neler olacağını hiç kestirememiştim bile. 

Telefonu kapattıktan hemen sonra kendisinden bir mesaj geldi: "Sen adam mısın? İkimizin özelini ailenin yanında neden açıyorsun? Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Ben sizin oyuncağınız değilim" yazmış. Ben şok olmuştum sözlerini okuyunca. Ancak sakinliğimi korudum. "Anlıyorum seni ama kimsede kötü niyet yok. Neden bu kadar abartıyorsun anlam veremedim" dedim. Hala sinirliydi. "Defol git, benimle konuşma, yazma bana bir daha" gibi anlam veremediğim kelimelerine ve aşırı tepkisine devam ediyordu. Saçma sapan bir konu yüzünden aşırı derecede kapris yapıyordu. 3-4 gün benimle bu konu yüzünden konuşmadı. Mesajlarıma cevap vermiyordu, aradığımda açmıyordu. Ortada hiç bir şey yoktu bana göre.


Annesini aradım. "Gelmek istiyorum, konuşmak istiyorum evde mi Aysel?" diye sordum. "Evde ama çok kızgın sana. Konuşacağını sanmıyorum, öyle kolay affetmez kibirlidir o" dedi. "Yine de gelmek istiyorsan gel" dedi. Gitmeden önce aranjman buket çiçek yaptırdım evlerine gittim. Nişanlımın suratı 5 karıştı. Durumu yukarıdaki anlattığım gibi annesine de anlattım. Ailem adına dalga geçmediklerine yemin ettim. Hem onların hem de kendi adıma özür diledim. Bu kadar büyütülecek ne olduğunu da gerçekten anlamıyordum. Resmen 1 saat dil döktüm neden döktüğümü bile bilmeden. Nihayetinde nişanlım yumuşadı, türk kahvesi ikram etti bana, işten güçten ve farklı konulardan konuşulmaya başlandı. 

"Bir sorun yok hallettik durumu değil mi?" dedim. "Yok tamam" dedi. İçim rahatlamıştı, suratının ekşiliği de geçmişti. Barıştık. Normal normal konuşuyorduk. Bir süre sonra "Ben müsaadenizi isteyeyim artık" dedim. Ayakkabılarımı bağlarken nişanlım isteme gününde vermiş olduğumuz 5 bileziği bir çanta içerisinde elime verdi. "Bunlar ne?" dedim. "İçine bakınca görürsün" diyerek güldü ve kapıyı kapattı. 

Hayatımın en şok anıydı, benimle hiç bu kadar alay edilmemişti.
İnsanın başından aşağıya kaynar sular dökülmesi böyle oluyormuş demek ki. Evimiz hazırdı, her şeyimiz hazırdı. Bunu hak edecek ne yapmıştım ki? Ne diyeceğimi bilemiyordum.

Yolda yürürken kamyon çarpmış bir haldeydim. Arkamdan bir araç vursa anlayamayacak kadar üzüntülü ve şaşkındım. Telefonum çaldı, açtım. "Neredesin, geri dön" dedi. Bir yandan da arkamdan koşarak geliyordu. Delirmemek elde değildi. Bir öyle bir böyle ne istediğini anlayamıyordum ama kalbim onu yine de çok istiyordu. Daha öncesinde bir kere nişan da attığım için ve yaşım da geçtiği için kaybetmek istemediğim gibi çok da sevmiştim güzelliğine aldanarak.. Tekrar beni evlerine götürdü, bana iade ettiği bilezikleri annesine teslim ettim. 

Olanları ablama anlattığımda "Karar senin hayat senin ama akıllı ol bence bugün bunları yaşatan insan yarın bir gün sana neler yaşatmaz ki" demişti. Bir kulağımdan girip diğer kulağımdan çıkıyordu sadece. Kaderimde olanı yaşamam gerekiyormuş yaşadım. Evlendik.

Psikolojimi, ruh sağlığımı tüm enerjimi günden güne sömürüyordu sanki. Evlendikten sonra anlamsız istekleri bitmez olmuştu. Lüzumsuz harcamalarını, ihtiyacı olmayan ürünler için devamlı para istemesini, kartlarımı doldurmasını hadi bir nebze kaldırabiliyordum ama "Ödemelerimiz var" dediğimde "Sızlanma karı bakmak zor geliyorsa neden evlendin?" diye anlamsız hakaretlerine maruz kalmamı kaldıramıyordum.

"Hayır" kelimesini kesinlikle kabul etmeyen bir yapısı vardı. Bir şeyine "hayır" desem tartışmaya başlar, hakaretler savurur, eve beni almazdı. Hatta o kadar ileri gidebiliyordu ki bazen kıyafetlerimi parçalıyordu. Özellikle de Beşiktaş formalarımı yırtıyor, kesiyordu. Çünkü en sevdiğim şeylerden bana acı vermek istiyordu. Nedenini ise bu insanın hasta yapılı, narsistik bozukluğu olduğu kanaatine vardığım zaman anladım.

Evlendikten sonra inanılmaz asosyal biri olmaya başladığımı da fark etmiştim. Çünkü nereye gitsem eşim burnumdan getiriyordu. İnsanları benden, beni de çevremden uzaklaştırıyordu. Çocukluk arkadaşlarıma dahi "Aykut’la görüşmenizi istemiyorum" diye mesajlar attığını, o insanların benden uzaklaştığından aylar sonra öğrenmiş ve şok olmuştum.

Eşim çok kıskanç biriydi. Beni herkesten çok kıskanıyordu, sosyal medya hesaplarımdaki çocukluk arkadaşlarımın eşlerini bile siliyordu. Sorun etmiyordum, karımdır diyordum beni
sevdiği için yapıyordur diyordum ama abarttığını da dile getiriyordum. Kendisi arkadaşlarıyla gezmek, görüşmek istediğinde tabii ki gidebilirsin derdim. Hep anlayış gösteriyordum hiçbir zaman sorun çıkartan bir kişiliğim olmamıştır zaten. Sadece eşime karşı değil herkese karşı böyleyim. Haftada bir kez ben de arkadaşlarımla gezmek istediğimde bana kızıyordu. "Önceliğin karın olması gerekiyor" diyordu. "Tamam da zaten her gün beraberiz, seninle. Onlarla da biraz gezsem ne olur ki? Sen gittiğin zaman ben bir şey demiyorum. Sen neden bana hiç anlayış göstermiyorsun? Ben de biraz nefes alsam ne olur?" diye kendimi ifade etmekten canım çıkıyordu artık. Sanki her gün giden biriymişim gibi muamele görüyordum. 

Bir gün dükkana geldiğinde "Bir süre dükkana sen bakabilir misin? 3 gündür aileme hiç uğrayamadım ayıp oldu, bir kahve içip hemen gelirim" dedim. "Tamam" dedi. Arkamdan gelebileceğini hiç düşünmemiştim. Beni çevredeki esnaflar aradı. "Aykut
neredesin, müşteriler kasada, dükkanda kimse yok" diye. "Nasıl yani, eşim orada" dedim. "Yok" dediler. "Araba orada mı?" dedim. "Araba da yok" dediler. Koşa koşa geri döndüm. Meğer dükkanımızı, ekmek teknemizi öylece açıkta bırakıp arabayla beni takip etmiş. Hiç bir şey düşünmeden. Çıldırmamak elde değildi. "Ne yapıyorsun sen? Bu dükkanı nasıl bırakırsın?" dedim. Giderken "tamam aşkım" dedin sonra da dükkanı bırakıp nasıl gidersin? dedim. Hiç normal değil bu davranışların, tedaviye ihtiyacın var, sana psikiyatri ayarlayacağım" dedim. "Sen kendine ayarla köpek" dedi. Dükkandaki 800 tl değerindeki monitorümü kırdı. Ben şiddet yanlısı biri olmadım hiç bir zaman. Bu şekilde kırıp dökmek benim daha önce ailemde de karşılaşmadığım bir şeydi. Bu olaylar üzerine dükkanı kapatıp onu eve götürdüm. Ben de sahile inip alkol içmeye başladım. Delirecek gibiydim.

Bir gün telefonum bozuldu. Telefonumda casus programının olduğunu bilmiyordum. Bunu da güncelleme geldiğinde fark ettim. Telefonum o program yüzünden bozulmuştu. Ben eşimin güvenini sarsacak hiçbir şey yapmamıştım oysa. Sosyal medyada ekleme talebi gönderenleri bile gösteriyordum "karım bana sonuna kadar güvenmeli ki içi rahat etmeli" diyordum her zaman. Hiçbir zaman yanlış yapmadığım için bir şey bulamadı zaten. Ama casus programı yüklemesi ağrıma gitmişti. 


Bu konu sebebiyle tartışmıştık, akşam 11 gibi eve geldiğimde kapıyı açmadı. Defalarca vurdum açmadı. Tekmeledim yine de açmadı. Ailemin yanına gittim. Durumu anlattım. Karımın beni kendi evime almaması ailemin çok ağırına gitti. Özellikle babam bu olaylardan çok etkilendi. "Oğlumu nasıl eve almaz, böyle bir saçmalık mı olur, bu nasıl bir insan" dedi. Üzüntüden stresten kafayı yiyecek gibiydim. Casus programı yükleyen kendisi beni eve almayan yine kendisi. Sanki bu yaptığı en doğal hakkıymış gibi davranıyordu. Ertesi gün konuştuk ve her zamanki gibi alttan almamla barıştık. Her şerde bir hayır vardır umuduyla bakıyordum bu darılıp barışmalara. Ancak şimdi anlıyorum ki her defasında hep kendimi kandırmaya devam ediyormuşum ne yazık ki.

Aradan birkaç hafta geçti o süre zarfında aramız düzelmişti yeniden. Ben hasta olmuştum. Eşim de bu zamanlarda ne doğru düzgün ne kahvaltı hazırlar, ne de iyileşmem için bir çabası olurdu. Umurunda değildim. Annem "İyi misin?" diye sormak için beni aradı. Ben de annemi evimize davet ettim. Annem gelmek istemedi ama ben ısrar edince geldi. Geldiğinde hasta olduğum için havuç suyu getirmiş. Eşim bunu görünce annem gittikten sonra bana ve anneme hakaretler etmeye başladı. "O pis ellerini evimizin üzerinden çeksinler" diye... 

Evimiz kendi evimizdi. Bu evden çıkmak istediğini söyledi. "Saçmalama kirasız evden çıkıp kiralık eve mi taşınalım. Olmaz." dedim. "Babam da istemez" dedim. "Baban da bizi kovdu evden zaten" dedi. "Ne kovması dedim ya sen beni eve almadığın için adamın ağrına gitmiş. Hayatında hiç böyle şeyler duymamış görmemiş bu insanlar" dedim. Olayları çarpıtıyordu.

Beni eve almadığı zaman babamın hem kirasız evde oturuyor, hem oğlumu eve almıyor, kapıyı kilitliyor diye tepki gösterdiğini söylemiştim ona. Söylediğim için de sonradan pişman oldum sonuçta karşımdaki insan kibirli, kimseye eyvallahı olmayan, herkesi alt edebilecek biriydi. Ama iş işten geçti çünkü hepimizin sinirleri gerilmişti.


Ben ne dersem diyeyim kafasına koyduğunu yapacaktı. Çünkü
tehlikeliydi o. Kimse onun hakkından gelemezdi. "Evi taşıyacağım, başka evde daha çok mutlu oluruz, kimse giremez evimize" dedi. "Ben bir yere gitmiyorum" dedim. Ailemle konuşmaya gittik. Babam da "Bak kızım ben sizi neden evden kovayım ki" dedi. "Ben ilk evlendiğinizde istemesem vermezdim evi zaten" dedi. "Sizin için verdim, ikiniz de benim evladımsınız. Siz mutlu olun kira derdiniz olmasın diye verdim" dedi. Annem de "Taşınmayın kızım düzeniniz var, kira ödemeyin boşuna" dedi. Babam da "Etraftan 7 ay içinde evi boşalttılar derler. Benim burada bir geçmişim var, ismimiz var. Bizi zor durumda bırakma" dedi. Eşim bu konuşmalar sonucunda ikna olmuş görünüp "tamam" dedi.

Sonrasında yine saçma bir şeyden kavga çıkardı. 4-5 gün küs kaldık. Ben ailemde kalıyordum bu esnada. Eve geri döndüğümde bir baktım perdeler yok, eşyaların hepsi alınmış, sadece resimler kalmış. 

Benim resimlerimde gözlerim oyulmuş, avizeleri ve yatak odasındaki aplikleri kırmış.. Nakliyeci tutmuş, emlakçıdan evi ayarlamış, kapıya kamyon dayayıp evi boşaltmış...

Şok oldum evimizi bu halde görünce. Sonra da dünyanın en normal şeyi gibi "Yeni evimizde seni bekliyorum" diye mesaj attı. "Gelmiyorum" dedim. 10 gün falan sürdü bu ısrarım. Abisi beni aradı. "Neden eve gitmiyorsun? Karının arkasında niye durmuyorsun? Neredesin? Gelip seni öldüreceğim" dedi. Küfürler etti. Ben de "Gel. Dükkandayım bekliyorum" dedim. Abisine bağırdım çağırdım telefonda. Hayatta yapmadığım şeyleri yapmaya başlamıştım. 

Aradan bir hafta daha geçti herkes bana "Boşan oğlum, bu kız seni ruh hastası edecek. Çocuk da yok zaten" diyordu. Ben ise aşıktım, aptaldım. Evlenmenin zor, boşanmanın kolay olduğunu düşünüyordum. Kocasından icazet almadan kafasına göre evi taşımıştı ve emrivaki yaparak seni bekliyorum diye mesaj atmıştı. Buna rağmen 10 gün sonra gittim o eve. Evliliğimi kurtarmak için günümüzde bir erkeğin yapmayacağı her şeyi fazlasıyla yaptım. 

O muhitte hiç oturmak istemediğimi bilmesine rağmen evimi oraya taşımıştı. Taşındığı yerden benim işe gitmem çok zordu. Onun arabası vardı. Tamamen kendi rahatına göre, beni hiç düşünmeden evi taşımıştı. O evden işime gidebilmek için yokuş aşağı yokuş yukarı yürüdüm durdum aylarca. 

Ayrıca durduk yere kirasız evden kiralık eve çıkmıştık. Zaten çok borcum vardı, yeni dükkanım için 3 kredi çekmiştim. Ama hayatta umursamazdı. O borcu ailemizin borcu olarak değil benim şahsi borcum olarak görüyordu. Kendi maaşını ve ev kirasını hayatta bana koklatmazdı. Üstüne şahsi kredi kartını ben ödüyordum ve her hafta nakit para da istiyordu. Ben kredilerimi gününde ödeyemezdim, sıkıntıya strese girerdim. Hiç anlayış göstermezdi.

Maddi manevi beni mahvediyordu. Abisinin maddi durumu gayet iyi. Evlenmeden önce kardeşine araba hediye edeceğine söz vermiş. Sözünde de durdu. Arabayı da benim üzerime yaptılar. Sonra eşim bana abisine borcumuzu ödememiz gerektiğini söyledi. "Nasıl yani?" dedim. "Arabayı hediye etti sana demiştin, şimdi neden borçlandırıyorsun ki beni?" dedim. Tartışmaya başladık yine küstü tabi her zamanki gibi hakaretler etmeye başladı. 



Her şey onun ekseni üzerinde dönmeliydi. İstemediği bir şey
olduğu zaman çıldırıyordu. Bende dedim madem abine borçlandım gelsin arabayı üzerimden alın. Arabasını da alsın, borcum da kapanmış olsun dedim. Öyle de oldu. Ben parayı ödemeyince abisinin en yakın arkadaşı geldi, notere gittik, aracı devrettim. Saçmalıkdan başka bir şey değildi. Hainliklerle dolu bir evlilik içindeydim. Sanki evli değiliz de ben yabancı biriymişim gibi davranıyordu hep bana. 

Geçen sene yılbaşı gecesinde kalabalık bir ortamda dostlarımızla eğleniyorduk. Karaoke şarkılar söylüyorduk. Herkes çok mutluydu ama eşim salona geçmiş tek başına oturuyordu. "Ne yapıyorsun burada gelsene içeriye" dedim. "Ben gidiyorum" dedi. Ne oldu dedim bir şey mi oldu. "Offf Aykut yaa gidiyorum işte. Adamsan karınla beraber gelirsin" dedi. Tartışmaya başladık. Dostlarımızın da gecesini zehir ettik. Arkasından gittim. Arabaya bindik tartışmaya devam ettik. Hiç onunla ilgilenmemişim. Halbuki yanımdaydı hep. Daha nasıl ilgilenmem gerekiyordu bilmiyorum.

Ben çok eğleniyorum, mutluyum diye burnumdan getirtmek istemesi gibi bir huyu vardı. O akşam da o kadar abarttı ki. Arabanın içinde tartışırken yolun ortasına arabayı bırakıp indi, gitmeye başladı. Hayatımın en kötü yılbaşı gecesiydi.

Hayatımda bu kadar uyumsuz bir insan görmemiştim. Halbuki sevgiliyken 6 ay hayatımın en güzel dönemiydi. O zamanlar her şey bambaşkaydı. Sanki başka bir insandı, birlikteyken çok güzel zaman geçirirdik. Ne zaman ki evlendim o zaman gerçek yüzü ortaya çıktı. Hani derler ya aynı evin içine girmeden tanıyamazsın bir insanı diye gerçekten de böyleymiş. O zamanlar tanıdığım sevdiğim kadın gitmiş yerine bambaşka biri gelmişti sanki.

Eşim yaptığı yemekleri fazla fazla yapar, açgözlüdür ama hemen doyar sonra ziyan olur onca yemeği çöpe atardı. Ben de "Poşete koyalım, dışarıdaki hayvanlar nasiplensin bari" derdim. Kendinden başka bir şey umurunda olmadığından onu da unuturdu. Dilimde tüy biterdi "Fazla yapma iki kişiyiz. Neden bu kadar çok yapıyorsun? Madem yapıyorsun dolaba koy, ertesi günde yiyelim" demekten. Anlamıyordu. Yemekleri yapıp çöpe atmaktan bir türlü vazgeçiremedim. 

Ben internet cafe işletiyorum ve bu kış ödemelerim çoktu, ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıydık. Durumu anlatırdım. Asla anlayış göstermez, "Offf Aykut yaa, sızlanma. Karı bakmak zor geliyorsa neden evlendin?" diyordu. Bir kadının ihtiyacı 1 ya da en fazla 2 çantadır. Kabul edebilirim ama bir alışverişe çıksın 5 çanta alıp o gün verdiğim tüm parayı harcıyordu. Perdemiz varken yeni perdeler yaptırıyordu. Ne gerek var diyordum. "İhtiyacımız olsa amenna ama ben borçlarımı ödemekte zorlanıyorum. Neden
düşünmüyorsun hiç beni?" diyordum. "Borcumuz bitsin ne istiyorsan al" diyordum. Yeni evimizde düzelir sanıyordum ama daha da kötüye gitmeye başlamıştı. 

Kendisi ailemin evine geliyordu ama ailemi bir kere bile davet etmemişti. Kendi ailesi gelince özel istekleri siparişleri oluyordu. Mangallar yediriyordum, helal hoş olsun ama benim aileme gelince hiç saygı göstermiyordu. Her 3 günde bir kavga ediyorduk. Tartışmanın da bir seviyesi vardır fakat en iğrenç erkeğin ağzına almayacağı kelimeleri sarf ediyordu. Çöp poşetlerine eşyalarımı koyuyor, beni evden kovuyordu. Sonra da bir hafta sonra geri çağırıyordu. Bu davranışına 5 defa sabrettim. Eşyalarım annemlere gidiyor, geliyordu. Tüm bu yaşananlar babamın çok ağrına gidiyordu. "Bir erkek nasıl bu kadar şeye katlanır?" diyordu. "Sende peygamber sabrı var" diyorlardı ama bir yerde patlak verecektim hazırlıklıydım. Bunu bildiğim için de whatsapp konuşmaları resimler belgeler hepsini yedeklemiştim. 



En son tartışmamızda "Çık git hayatımdan defol git, eşyalarını al tek bir zerren kalmasın yoksa hepsini çöpe atarım bu sefer" dedi. Bu artık 5 olmuştu. Son bir defa aradım "Söylediklerinin arkasında mısın? dedim. "Evet, hadi naş naş" dedi. Telefonu suratına kapattım. Eşyalarımı topladım ve o gün son kararımı verdim. "Asla bir daha geri dönmeyeceğim" dedim. 

15 gün sonra annesiyle birlikte geldiler, bana düşüncemi sordular. Ben de artık istemediğimi, boşanmak istediğimi söyledim. Annesi de çıldırdı. Bağırıp çağırmaya başladılar. Hakaret etmek bunların kanında varmış. Hiç bir zaman oturup makul bir konuşma gerçekleştiremiyorduk. Akşamına abisi geldi. "Sen benim kardeşimden boşanamazsın. Seni öldürürüm" diye tehdit etmeye başladı. Ortalık karıştı. Polisler geldi, kamera kayıtlarını verdim şikayetçi oldum. 

Suçum ne diye sorduğumda eşim de ailesi de bana mantıklı bir cevap veremiyorlardı. Ne yaptım ben karımı mı aldattım? Şiddet mi uyguladım? Evime mi bakmadım? Kumar mı oynadım? Ben neden iki defa ölümle tehdit edildim? Bu kadar saçmalıkla, kalitesizlikle baş edemeyeceğim için avukatımı tuttum. Davamı açtım…Eşimden de uzaklaştırma kararı aldım, bana ulaşmasın dükkanıma gelmesin bana mesaj atmasın aramasın diye.

Artık önüme bakıyorum. Bir kaç ay depresyon yaşadım ve çok şükür Rabbime kısa sürede atlattım. Çünkü sevgi, aşk artık tiksintiye nefrete döndü benim içimde. Yüzlerini bile görmek
istemiyorum. Bu kadar haksızlığa hayatımın hiçbir döneminde uğramamıştım. Çok şükür Rabbim çocuk nasip etmedi. Hem bana hem de çocuğuma yazık olacaktı. Kimseye ah etmiyorum, kurtulduğuma seviniyorum artık. 

Allah herkesin gönlüne göre versin.

Sevgiler

SONRAKİ HİKAYE

Yorumlar

Yorum Gönder

Popular Posts

Narsist Yakınlarının Hikayeleri

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?