Aşırı Bağlanma Problemi: Hastalıklı Bir İlişkiyi Sürdürmenin Psikolojisi


Onu tanıyorsun, her şeyin farkındasın fakat yine de ondan kopmakta zorluk çekiyorsun veya çektin. Fiziksel olarak ayrılsan da zihinsel olarak kopamadın. Bütün kötü şeylere rağmen tam olarak soğumakta zorlandın. Birlikteyken sana zarar verse de ayrı kaldığınızda çektiğin acıya katlanmak seni fazlasıyla zorladı. Bunlar normal mi? Pek de öyle görünmüyor. Peki sendeki sorun ne olabilir bu durumda hiç sordun mu kendine?

Karşımızdakine teşhis koymak, onu suçlamak ve hatta değiştirmeye çalışmak çoğu zaman dönüp kendimize bakmaktan ve kendimizde değiştirmemiz gerekeni bulmaktan daha kolaydır. Bu nedenle önce onu keşfederiz, sonra kendimizi.

Kendi adıma bir narsiste delicesine bağlanma ve olaya ayma sürecimde sürekli kendisini analiz edip sorgulamıştım. Kendime gerçek anlamda dönüp bakmak uzun zaman aklıma bile gelmedi. Ta ki ondaki bu durumu hazmedinceye ve kafamda olanları net ve objektif bir şekilde oturtuncaya kadar.  Aslında işin başından beri sormam gereken soru başkaymış meğer.

Ben şu sorularla çok vakit kaybetmiştim: "O bir narsist ise ona nasıl davranmalıyım?"; "Bunu nasıl sürdürebilirim?"; "Ne yaparsam değişir?"; "Onun yanında nasıl kalabilirim?"; "Tedavi olabilir mi?"

Asıl sorumam gereken ise ruh hastası olduğunu bildiğim biriyle neden bu kadar ısrarla birlikte kalma yollarını arıyor olduğummuş aslında. Fakat bu noktaya gelebilmem için öncelikle ne yaşadığımı, neyle karşı karşıya kaldığımı idrak etmem gerekti.

“Onu benden çok kimse sevemezdi”

“Her şeye rağmen ben onu bırakamazdım”

“O benim kurtarıcımdı, benim için yaratılmıştı. Ne olursa olsun yeterki beni bırakmasındı.”

“Ben ondan başka hiç kimseyi sevemezdim, imkansızdı, gözüm kör olmuştu. Biz birbirimiz için yaratılmıştık, emindim. Onu hiç koşulsuz ve çok fazla seviyordum, bir daha benim gibi birisini bulamazdı. O da anlayacaktı.”

“O ne kadar kötü de davransa vazgeçmeyecek, her şeyine katlanacak ve sonunda sevgisini kazanacaktım. Ona verdiğim emeği, sevgiyi, gösterdiğim sabrı anlayacak ve o da sonunda benden vazgeçemeyecekti.”

Tanıdık mı?

Ben bütün bunları çok yüksek değerli hisler olarak algılıyor ve bu türden şeyler hissetmeyen insanları sahte, yüzeysel ve sıkıcı buluyordum. Zor seven, zor bağlanan ama bağlandığında da kopamayacak derecede sıkı bağlanan biri olarak tanımlıyordum kendimi ve bu bana hem çok dürüst hem de çok açık yürekli bir davranış olarak görünüyordu. Birini koşulsuzca ve çok sevmenin nesinde problem olabilirdi ki?

Oysa ki gerçek sandığım gibi değilmiş. Her şeyin aşırısında olduğu gibi bu durumun da aşırısı kişinin kendi içindeki bir soruna işaret ediyormuş aslında.
Bu durumun psikolojideki karşılığı “aşırı bağlanma” ya da “duygusal bağımlılık” problemi.

Bu sorun bir narsistle romantik deneyim yaşayan ve kötü gitmesine rağmen bu ilişkiyi ısrarla sürdüren çoğu kişinin içinde bulunduğu bir durum aslında.

Konunun detayına girmeden önce şunu belirtmekte fayda var. Bir narsistle ilişki yaşayan herkeste bu durumun var olduğunu söyleyemem. Şöyle ki narsist ilk başta size ihtiyacınız olan her şeyi vererek beyninize bir anda aşırı mutluluk hormonu salgılatır. Sonrasında size verdiği her neyse azar azar vermeye devam ederek ilişkiye ve ona bağımlı hale gelmenizi sağlar. Dolayısıyla sağlıklı bağlanma stiline sahip bir insan da bir müddet narsistle yaşadığı ilişki nedeniyle acı çekebilir ve kafası karıştığı için ondan kopamayabilir. Buraya kadar her şey normal. 

Ancak sağlıklı bağlanma stiline sahip olanlar narsistin gerçek yüzünü gördüğü veya hissettiği anda ondan soğuyup “Bu da böyle bir insanmış ne yapalım” diyerek kesin ve net bir şekilde kendisinden uzaklaşırlar. Bunun için ekstra bir çaba harcamalarına gerek yoktur.

Ayrıca sağlıklı bağlanma stiline sahip olan insanların narsistin gerçek yüzünü sezme konusunda da duyarlılıkları daha yüksek olduğundan çoğu zaten böyle bir ilişki içerisine ya baştan hiç girmez ya da anladıkları gibi çok kısa sürede bu ilişkiden koparlar. Bir narsistle ilişkide kalmayı seçenler ise ondan önceki hayatında sağlıklı bağlanan bir birey olsalar dahi artık bağlanma stilleri değişmiştir.

Toplumsal baskılar, maddi bağımlılıklar vs nedeniyle narsistin yanında kalmak zorunda olanları yine bu tanımın dışında tutuyorum. Onlarda da bu problem olabilir ancak olmayabilir de. Zorla kelepçeyle sizi orada tutuyorlarsa bilemem. Zorunluluklar sizin için birer bahane mi yoksa gerçekten çaresiz misiniz kendinize karşı dürüst olup durumu iyi ayırt etmeniz gerek.

Kişisel Gelişim Tarihimin En Önemli Keşfi: Kaygılı Bağlanma Stili

Bağlanma teorisiyle tanışmam ne yaşadığımı tanımlama konusunda inanılmaz bir aydınlanma yaşamamı sağladı. Bir narsistle romantik ilişki içinde bulunan herkesin bu teoriyi bilmesinde fayda görüyorum. Zira teorinin ana mesajı, romantik ilişkilerde karşımızdakine önceden belirlenmiş bir şekilde davranmaya programlı olduğumuz ve seçimlerimizi de aslında buna göre yaptığımız.

Teoriye göre üç temel bağlanma stili var: “Güvenli”,”Kaygılı” ve “Kaçıngan”

Güvenli adı üstünde insanlarla ve aslında her şeyle güvenli bağ kurma kabiliyetine sahip olan insanları ifade ediyor. İnsanların yaklaşık %55’i güvenli bağ stiline sahip. Kalan %45 ise bağlanma problemleri olan grup yani kaygılı(%20) ve kaçınganlar(%25)

Bağlanma stilimizi bebeklik ve erken çocukluk yıllarında annemizle kurduğumuz ilişki belirliyor. Anneden fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını ihtiyaç duyduğu anda ve ihtiyaç duyduğu kadarıyla karşılayabilen çocuklar güvenli bağ geliştirmeyi öğreniyorlar. Sağlıklı bir ilişki için partnerlerden en azından birinin güvenli bağlanabilen yapıda olması şart.

Anne çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını karşılayamadıysa, örneğin bebek sütten çok erken kesildiyse veya meme istemesine ağlamasına rağmen anne tarafından görmezden gelindiyse, uyuyamadığı için veya korktuğu için ağladığında tepki alamadıysa, ihmal edildiyse, bakımverenin kaybı veya onun tarafından terk edilme durumu/riski yaşadıysa veya tam tersi gereğinden yani çocuğun ihtiyaç duyduğundan çok fazlası çocuğa verildiyse. Örneğin çocuk ihtiyaç duymasa da aşırı sevilip öpüldüyse, aşırı korumacı yaklaşıldıysa veya aç olmamasına rağmen zorla yedirildiyse vb bu gibi durumlarda çocuk sağlıksız bağ geliştirmeye yatkın bir birey oluyor. Bunun da temelinde çocuğun bakımveren ebeveyni ile sağlıklı bir güven ilişkisi kuramaması yatıyor. Çocuk ebeveyninin kendisini sevdiğine ve ihtiyaç duyduğunda yanında olacağına güvenmediği için (bir ihtiyacın aşırı karşılanması da aynı hissi uyandırıyor çünkü bu da çocuğa rahatsızlık veriyor) ona ya hiç bağlanamıyor onunla ilişki kurmayı reddediyor ya da aşırı ebeveyne yapışma davranışı sergiliyor. Hiç bağlanamayanlar ilerde kurdukları ilişkilerde “kaçıngan”, aşırı bağlananlar ise “kaygılı” bireyler oluyorlar. Ve benzer patolojilerinin bir sonucu olarak genellikle ilerde birbirlerini buluyorlar ve hastalıklı ilişkiler ortaya çıkıyor.

Narsistler “kaçıngan” bağlanma stiline sahiptir. Dolayısıyla güvenli bağlanan birinin bir narsistle uzun süre işi olmaz. Onun yanında ancak “kaygılı”  bağlanma stiline sahip biri kalır ki bu ikili birbirlerinin patolojilerini beslerler. Bu arada insanların bağlanma stilleri zamanla  değişebiliyor. Dolayısıyla temelinde güvenli bağlanma olan bir birey olsanız da narsistle geçirdiğiniz süre içinde “kaygılı bağlanan” birine dönüşme olasılığınız çok yüksek.

Kaygılı-Kaçıngan Kapanı

Sağlıklı bir ilişki için taraflardan en azından birinin güvenli bağ kurabilmesi gerektiğini söylemiştik, fakat buna rağmen güvenli bağ kuramayan kaygılı ve kaçınganların birbirini çektiğini de biliyoruz. Bu duruma bağlanma teorisi “kaygılı kaçıngan kapanı” diyor. Kaygılı ve kaçınganın birbirlerini çekme nedeni de basitçe birbirlerinin patolojilerini beslemeleri.


Kaygılı birey çok sever, yoğun sevgi verir ve genelde bunun için seçtiği kişi sevgisine ve ihtiyaçlarına kendisinin istediği gibi karşılık veremeyecek biridir. İmkansız aşklar yaşar. Karşı taraf genellikle bir özelliği nedeniyle ulaşılmazdır. Kaygılının çekirdek inancında yeterince çaba gösterir, katlanır ve yeterince çok severse o “zor” insandan sevgi alabileceği düşüncesi vardır. Kendisini istediği gibi sevebilecek, güvenli bağ kurabilen ve ulaşılabilir insanları sıkıcı bulduğundan ilgilenmez. Onun amacı kendisine verilmemiş olan sevgiyi/ilgiyi kendi mücadelesiyle karşı taraftan almak ve küçüklüğünde karşılanmamış olan ihtiyaçlarını bugün çabalayarak karşı taraftan almaktır. Bu sayede aslında çocukluk travmasını iyileştirme çabası içindedir. Bunun için en uygun partner kaçıngan biridir.

Kaçıngan için de ilişkiler sıkıcıdır, gereksizdir ve abartılmaktadır. Bağ kuramaz ve bağ kuramaması konusunda kendini sürekli haklı çıkarma ihtiyacı hisseder, yakınlığı özgürlüğünü kaybetmek olarak görür. Kaygılı bağlanan aşırı bir ilgi ve sevgiyle geldiğinden kaçıngan kendini boğuluyor ve kısıtlanıyor gibi hisseder, kaygılı onun ilişkiye dair korkularını doğrulayarak onun patolojisini besler. 

Kaçıngan davranışlarıyla kaygılıyı iter, bu olduğunda kaygılı daha da fazla bağlanır. Kaçıngan kaçmak, kaygılı ise daha çok sevmek daha çok bağlanmak ihtiyacı içindedir içsel olarak. Kaçmak ancak kovalayan birinin varlığında mümkündür, yakınlık ne kadar çoksa kaçıngan o kadar çok o yakınlığı itme fırsatı bulur ve bundan beslenir. Kaygılı da karşı taraf hem karışık sinyaller gönderip hem de kaçtıkça yani hem ilgisini belli edip hem de bir nedenden uzak durdukça daha da fazla bağlanmak ister. O da bu şekilde kendisini gerçekleştirir.

Birbirlerinin güvensizliklerini tetikledikleri bir döngüye girmişlerdir. Kaygılı kaçıngan kapanına bir kez düştüğünüzde o ilişki içinden kurtulmak her iki taraf için de zordur. Bu ilişki dengeli bir şekilde yol alamaz. Sürekli bir roller coaster’daymışçasına yükselmeler ve alçalmalar yaşanır.

Aşağıda bu ilişki döngüsü hakkında bir şablonu ekliyorum;

İkili kısa süre uzlaşır- Kaygılı yakınlaşır- Kaçıngan kaçar- Kaygılı kavgaya başlar- Kaçıngan sorunu çözümlemeden uzaklaşır- Kısa süreli uzlaşma sağlanır

Kaygılı Bağlanma Stiline Sahipseniz;
  • Birinden ayrılmak size çok acı verir. Bu nedenle içinizde bir ses size "ne olursa olsun yeter ki gitmesin" der.
  • Kendi yetenek ve özelliklerinizi küçümseyerek onunkileri abartmaya eğilimlisinizdir.
  • İlişkide vericisinizdir.
  • Onunla iletişimde olmadığınız her an onu düşünürsünüz, başka konulara odaklanmakta zorlanırsınız. 
  • Onunla iletişime girdiğinizde kaygı hissiniz kaybolur.
  • Hayatınızdaki kişinin aşk için son şansınız olduğuna inanırsınız
  • Sizi rahatsız eden davranışları konusunda "Değişebilir" diye düşünmeye eğilimlisinizdir.
  • Partnerinizle sorun yaşadığınızda yoksunluk belirtileri gösterirsiniz (yemek yiyemez, uyku uyuyamaz, mantıklı düşünemez duruma gelirsiniz)
  • Yakınlık ve samimiyet istersiniz.
  • İlişkideki yerinizi açıkça bilmek ve partnerinizin sadakatinden emin olmak istersiniz.
  • Çoğunlukla tepkisel davranırsınız.
  • Fiziksel yakınlık istersiniz.
  • Partnerinizin bir başkasıyla ilgilenmesi veya ilgilenecek olması sizi kaygılandırır.
  • Bir partnere hızla bağlanma eğiliminiz vardır.
  • Bir çatışma anında meselenin gerekçelerini konuşmak yerine düşünmeden sonradan pişman olacağınız şeyler söyleme ve yapma eğiliminiz vardır.
  • Partneriniz size soğuk ve uzak davranırsa bir şeyleri yanlış yaptığınızdan endişe duyarsınız.

Kaygılı Bağlanma Stiline Sahipseniz ve Kaçıngan Bir Partneriniz Varsa;
  • Yaptıklarınızın takdir edilmediğini ve verdiğiniz her şeyin karşı taraf için göreviniz haline geldiğini hissedersiniz,
  • Partneriniz bir gün size inanılmaz yüksek hissettirirken, ertesi gün hiç bir açıklama yapmadan ortadan kaybolabilir. Sizi haftalarca aramayıp sonrasında "seni özledim" diyerek dönebilir.
  • Partneriniz sözde partnerinizdir fakat davranışlarına baktığınızda aranızda yeterince bir yakınlık olmadığını hissedersiniz
  • Partnerinizin sizi duygusal olarak kendisinden uzak tuttuğunu, yaşamının çoğu alanında sizi dışarıda bıraktığını hissedersiniz
  • Partnerinizin ilişkinizle ilgili sorumluluk almak istemediğini hissedersiniz
  • Onunla duygularınızı paylaşmak istediğinizde duvara çarpmış gibi hissedersiniz
Kaçıngan Bağlanma Stiline Sahipseniz;
  • Partnerinizle belirli bir mesafeyi fiziksel ve duygusal olarak daima korumak istersiniz. (Yolda giderken partnerden önde yürüme, elini tutmama, uyurken sarılmama vs fiziksel olarak uzak durma ihtiyacını gösterir)
  • Kendi yetenek ve özelliklerinizi abartarak, karşı tarafı küçümsemeye ve değersizleştirmeye eğilimlisinizdir.
  • Partnerinizden ayrıldıktan sonra çabucak toparlanırsınız. Kolaylıkla ilişkilerinizi bitirip arkanızı dönüp gidebilirsiniz.
  • Bağımsızlığınız her şeyden önemlidir.
  • Partnerinize sevgi ve şefkat göstermekte zorlanırsınız.
  • Tek bir partnerle yakınlık kurmak yerine kimseye bağlanmadığınız tek gecelik ilişkileri tercih edersiniz.
  • Partneriniz çok yakınlaştığında gerilirsiniz.
  • Partnerinizi ayrıyken özler, bir aradayken kaçma isteği duyarsınız.
  • Partnerinizin başkasıyla ilgilenmesi sizi rahatsız hissettirmez. 
  • Partnerinizdeki ufak tefek kusurlara takılırsınız. (yemek yiyişi, giyim tarzı vs sizi rahatsız edebilir)
  • Birine bağlanma hissinden uzaklaşmak için başkalarına da kur yaparak ilişkiye güvensizlik katmaya çalışırsınız.
  • İşler yolunda giderken bir anda uzaklaşırsınız.
Kaçıngan Bağlanma Stiline Sahipseniz ve Kaygılı Bir Partneriniz Varsa;
  • Partnerinizi fazla talepkar, düşük özgüvenli, fazla verici ve muhtaç bulursunuz.
  • Partnerinizin sınırlarınıza saygı göstermediğini düşünürsünüz.
  • Partneriniz attığınız her adımı takip ediyor ve sizi çok fazla analiz ediyor gibi hissedersiniz ve boğulacak gibi hissedersiniz.
  • Partneriniz sürekli "ilişki" ve duygular konusunda konuşmak istiyormuş gibi gelir ve sıkılırsınız.
  • Bir sorun yaşadığınızda partneriniz çok fazla üstünüze geliyor gibi hissedersiniz ve sorunu çözmeden ortamı terk edersiniz.
  • Partneriniz çoğu konuyu negatif yönden görmeye eğilimli gibi gelir.
Yaşadığınız durumun farkında olmak dönüşümün ilk adımıdır. Bağlanmaya ilişkin patolojimizin tohumları erken yaşlarda atılır ve hayatın ilerleyen döneminde çevrenin, medyanın, toplumsal rollerin de etkisiyle şekillenir. Beyaz atlı prens fenomeni veya filmlerde izlediğimiz tutkuyla aşık olan çiftin sonunda tüm zorluklara rağmen sonsuza kadar mutlu yaşaması vs hepsi algımızı yönetme ve inançlarımıza işleme konusunda etkilidir. Ancak gerçeklik bugüne kadar bilinçli veya bilinçsizce algıladığınızdan farklı olabilir. 

Öncelikle her insanın yakınlık ihtiyacı aynı değildir, herkesin sevme veya sevgiyi alabilme kapasitesi de aynı değildir. Herkes tutkuyla aşık olamaz. Aşk veya sevgi kazanılması gereken, uğruna zorluklar ve acı çekilmesi gereken duygular değildir. Zihniniz erken dönemde acı,zorluk ve yoksunluk ile sevgiyi birleştirdiyse ilerde aşk hayatınızda size acı verecek veya sizin kendisine acı verebileceğiniz insanları seçmeniz dolayısıyla bir narsistle veya size zorluk verecek biriyle birbirinizi bulmanız veya onun sizi bulması olasıdır. 

Her şeyden önce sağlıklı bir ilişkinin sizi daha özgüvenli ve huzurlu hissettirmesi gerekir. Ayrıca bu ilişki içerisindeyken ihtiyaçlarınızı dile getirebiliyor olmanız ve bu ihtiyaçlarınızın ve duygularınızın karşı taraf gözünde dikkate alınıyor olması da gereklidir. Aksi takdirde yaşadığınız şey bir uyarıdır. Kendinizi, kendiniz gibi olamadığınız bir ilişki içinde ve bunu sürdürmeye çalışırken bulduysanız karşı taraftaki problemi incelemenin yanı sıra kendi içinizde bunu sürdürmenize neden olan şeyi bulmanız gerekir. Dolayısıyla bir narsistle ilişki kuran herkesin eninde sonunda kendisine sorması gereken soru "Peki ben neden onu seçtim?" olmalıdır. Bu sorunun cevabı ilerde sağlıklı ilişkiler kurabilmemiz yolunda bizim en önemli ışığımızdır.

Yorumlar

Popular Posts

Narsist Yakınlarının Hikayeleri

Narsist Geri Döner Mi?

Narsistin Beni Sevmesini Nasıl Sağlarım?